3 Mart 2018 Cumartesi

Tıbbi ilaç YÜZÜNDEN mi, RAĞMEN mi?

Her yan etki herkeste görünmüyor. Bazı yan etkiler ise o zamana dek görülmemiş olabilir. Ama herhangi birimizde, çeşitli nedenlerle, ortaya çıkabilir. 

Genelde ilaçların prospektüslerinde (tanıtmalıklarında) yan etki tablosu aşağıdaki gibidir: 

ÇOK YAYGIN: 10 hastanın en az birinde görülebilir. 

YAYGIN: 10 hastanın birinden az, fakat 100 hastanın birinden fazla görülebilir. 

YAYGIN OLMAYAN: 100 hastanın birinden az, fakat 1000 hastanın birinden fazla görülebilir. 

SEYREK: 1000 hastanın birinden az görülebilir. 

ÇOK SEYREK: 10.000 hastanın birinden az görülebilir. 

Siz kullandığınız ilacın şimdiye dek hiç yazılmamış bir yan etkisi için en yakın sağlık kuruluşuna başvurunuz. 
Sağlıklı, daha sağlıklı günlerimiz olsun. 

A.Şükran Demiralp, 4 Aralık 2018'de  eklendi.
------------------------------------------------------------------------------------------
Tıbbi ilaç; herhangi bir rahatsızlığı tedavi amaçlı verilmiş herhangi ilaçlar olabilir. Örneğin; antibiyotik, antidepresan, antiepileptik, antipsikotik, aspirin vd… ama her tedavinin kendi içinde olmazsa olmaz koşulları vardır. Zaman darlığı vs nedeni ile bu koşullar yerine getirilemiyorsa, o zaman o rahatsızlık nasıl tedavi edebilir?


"DOZ, kişiye göre, sıfıra eşit veya sıfırdan büyüktür." vurgusunu özellikle yaptım. 

Metabolik bir sorunu olan genç bir arkadaşım hastaneye zatürre tedavisi için yatırıldığında yanlış ilaç nedeni ile yaşama veda etmişti. Hastane içi tedavi basamakları - iletişim zinciri kopukluğu mu? ne diyelim? Hastanın hastalığının önce iyice anlaşılması, o anki akut rahatsızlığı dışında sürekli yaşadığı kronik bir durumun var olup olmadığı bilgisi ve bu bilginin ışığında tedavi alanının neler olabileceği bilgisinin geliştirilmesi. 


  



Ayaktan ilaç kullanımda ise önce en iyisi doktorun ilaç kullanımı uyarısını mutlaka yapması, o ilacı kullanmadan önce gerekiyorsa ilgili kan tetkiklerinin yazılması, kullanım sırası olası yan etkiler konusunda bilgi vermesidir. Kişinin de zaman ayırıp kullandığı ilacın prospektüsünü okumasıdır. Kısacası, ilaçtan beklenen doğrudan tedavi edici etkinin yanında olabilecek yan etki tablosu konusunda da bilinçlenmek gereklidir.

Bazı kişilerde penisilinin alerjik etkisinin öldürücü olduğunu biliyoruz. Alerjik etki dışında bazı antibiyotiklerin kalp, damar, mide, bağırsak, solunum, böbrek vbg bir çok sisteme olumsuz etkileri olabileceğini prospektüs okumaya meraklı olanlarımız bilir. Bazılarımız da kendi ve / veya çevresinin deneyimlerinden öğrenmiş de olabilir.

Bazı antiepileptik ve antipsikotik ilaç kullanımları ise belli aralıklarla kan tablosu izlemeyi gerektirir.
  
Antidepresanların yan etki tablosunda da hafiften ağıra ve en ağıra olası yan etkiler prospektüslerde sıralanmıştır. Özellikle de ilaç dozunun ayarlanması, ilaç değişimleri ve birden çok ilaç kullanımı nedeni ile etkileşim sırasında yaşananlar bilimin dağarcığından, durumuna göre kişiye ve/veya yakınlarının bilincine aktarılabilmelidir.

Aspirin kullanan kişiye ameliyat olacaksa, hatta lokal anestezi ile gerçekleşecek bir diş operasyonu geçirecekse bile, Aspirin ve/veya kan sulandırıcı türevlerini bir hafta önce bırakmasının söylenmesi gerekliliği gibi.

Yapılması gereken kullanım öncesi uyarılar uyarı hangi ilaç olursa olsun değişmemesi gereken bir ilke değil midir?

Bilgi alanı dışında kalan olası durumlar için ilaç prospektüslerinde yazan bir uyarı: “Beklenmedik bir yan etki durumunda doktorunuza başvurunuz.” Beklenmedik etkiler doktora başvuracağımız ölçüde olsun diyelim.




Özellikle acil kriz durumlarını sönümlemede başvurulan ilaçlarla, uzun dönemde kişinin rahatsızlığının gerçek nedenlerini; tanıya yaklaşımı irdeleyerek oluşturulacak tedavi planı ne ölçüde yapılabiliyor? Hangi nedenlerden neler yapılamıyor?

Bir örnek durum için 4 Şubat 2019'da eklendi: https://asukrandemiralp2.blogspot.com/2018/12/turkiyeden-whoya-bir-seslenis.html


SONUÇ:  İlaçların etkisi, kar – zarar tablosu gibi irdelenemiyorsa, esas sorun bu olsa gerek. Bilimsel bir gerçek olarak bazı olgular ilaç yüzünden kötüye gidebilir, bazı olgular da ilaca rağmen. Bazı olgularda da doğrudan iyileşme ön planda olabilir. İlaçlar konusunda en üzücü konu, ilaç firmaları ile bazı sağlık çalışanlarının “Çıkar Çelişkisi” içeren ilişkileridir; bilimsel akıl için bir konuda uzmanlık bilgisinin gerek koşul olması yetmiyor, yeter koşul ise ancak etik değerler bilgisi ile tamamlanabiliyor.

A.Şükran Demiralp, 03-03-2018


Oğlum Oğuz Demiralp'e de irdelemeye katkısı için teşekkür ederim.

Konu ile ilgili link, 4 Ağustos 2018'de eklendi; Tık: http://asukrandemiralp2.blogspot.com/2016/12/ilac-besin-etkilesimleri-icin-arastrma.html

Ve ilgili diğer bir link: https://asukrandemiralp2.blogspot.com/2019/10/antidepresan-kullanimi-ilac.html

1 Mart 2018 Perşembe

BİLİM TARİHİ - Özgürlük ve Eşitlik Üzerine..

Laiklik ve Özgürlük

Yeni anayasa yazım çalışmalarındaki laiklik ve özgürlüğün sınırları, eski anayasada belirtilen sınırların gerisinde kalmaktadır. 

Anayasa Uzlaşma Komisyonu’nda, geçtiğimiz hafta dört partinin anlaşarak belirlediği “Din, Vicdan ve İnanç Özgürlüğü” maddesi, hem bugünkü anayasada belirtilmiş bulunan din, vicdan ve inanç özgürlüğü maddesinin gerisinde kalmakta, hem de kamusal görev sırasında kadınların ve erkeklerin dini veya ideolojik simgeler veya kıyafetlerle görev yapabilmesine imkan vermektedir.

Komisyonda CHP’nin de onay vermesi ile madde şöyle düzenlenmişti:

“Herkes, din, vicdan ve inanç hürriyetine sahiptir. Bu hürriyet, inanma, inanmama ve inancını değiştirme hürriyetini de içerir. Bu hürriyet tek başına veya topluca, kamuya açık veya kapalı olarak ibadet, öğretim, uygulama ve tören yapmak suretiyle dinini ve inancını yaşama, açıklama ve yayma hürriyetini de kapsar. Hiç kimse, ibadet, uygulama ve törenlere katılmaya, dini inanç ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz ya da bunları yapmaktan men edilemez; dini inanç, düşünce ve kanaatlerinden ve inancının gereklerini yerine getirmemekten dolayı kınanamaz, suçlanamaz ve farklı bir muameleye tabi tutulamaz.“

Şu anda yürürlükte olan, Anayasa’nın din ve vicdan hürriyetinin sınırlarını belirleyen 24. Maddesinde ise şunlar söylenmektedir:

“Herkes, din, vicdan ve inanç hürriyetine sahiptir. 14. Madde hükümlerine aykırı olmamak şartıyla, ibadet, dini ayin ve törenler serbesttir.
Kimse ibadete, dini ayin ve törenlere katılmaya, dini inanç ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz; dini inanç ve kanaatlerinden dolayı kınanamaz ve suçlanamaz. “ (14.maddede, temel hak ve hürriyetlerin hiç birinin demokratik ve laik cumhuriyeti ortadan kaldırmayı amaçlayan faaliyetler biçiminde kullanılamayacağı belirtilmektedir.)

Görüldüğü gibi, yeni anayasa taslağının ilgili maddesinde dini inançların ve düşüncelerin gereklerini yaşama hürriyetinin yanına, kamuya açık olarak bunları açıklama ve yayma özgürlüğü de getirilerek özgürlüğün kapsamı genişletilmiştir. Öte yandan yürürlükteki anayasadan yine farklı olarak, insanların inançlarının gereklerini yerine getirmekten dolayı farklı bir muameleye tabi tutulamayacağı belirtilmektedir. (Üstelik herhangi bir sınırlayıcı çerçeve getirilmeden.)

“Kimsenin inançlarının gereklerini yerine getirmekten dolayı farklı bir muameleye tabi tutulamayacağı” ifadesi, herhangi bir sınırlayıcı koşul getirmeden belirtildiğinde, mutlak (sınırsız) bir dini davranış özgürlüğü demektir. Bunun pratikteki anlamı ise, egemen durumdakilerin dini inanç gereklerinin kamusal alanda serbestçe yerine getirilmesidir.
Fakat bu yeni madde tasarısını, türbanla kamusal alanda serbestlik getireceği şeklinde yorumlayanlara, CHP Genel Başkanı şöyle söyledi:

“Bizim evet dediğimiz o madde türban ile ilgili değil. O madde din ve inanç özgürlüğü ile ilgili. Kamuda ve eğitimde türbana izin verileceği yorumları doğru değil”.
Madde elbette doğrudan türbanla ilgili değil. Çünkü kapsamı daha geniş. Türban konusu da dahil olmak üzere, dini inançların gereklerini yerine getirmekle ilgili her şeyi kapsıyor. Üstelik hiçbir sınırlayıcı koşul getirmeden.

Demokratik bir cumhuriyetin en önemli ve vazgeçilmez niteliği, insan hak ve özgürlüklerini bütün insanlar için güvence altına almış olmasıdır. Fakat haklar ve özgürlükler sınırsız ve mutlak değildir. Tam tersine temel insan haklarına ve özgürlüklerine bazı sınırlar getirmek suretiyle, ve ancak o takdirde, haklar ve özgürlükler gerçekte eşit ölçüde kullanılabilir duruma gelebilir

Konumuz için söyleyecek olursak, bütün dinlere, mezheplere, inançlara veya inançsızlıklara özgürlük tanımanın yolu, kamusal alanda ve görevde inanç ifade etme bakımından nötr olma zorunluluğunun getirilmesidir. Çünkü kamusal alan, herkesin eşit derecede ortak olduğu alandır. Bu alanda herhangi bir inanç sembolünün veya ritüelinin etkileyici hale gelmesi, diğer inanç mensuplarının birçok kamusal hizmet alma ve verme imkanlarının, hem de inançlarının gereklerini yerine getirme hak ve özgürlüklerinin sınırlanması anlamına gelir.

Laiklik, eşitlik ve dolaysıyla demokrasi sağlar. Herkese eşit derece din ve vicdan özgürlüğü ancak laiklikle sağlanır.  Yeni anayasa tasarısında dört partinin üzerinde anlaşmaya vardıkları “din ve inanç özgürlüğü” ile ilgili madde, laikliğe aykırıdır.

Kaynak: Osman Bahadır BİLİM TARİHİ, 31 Mayıs 2013 – CBT 1367 


02-03-2018 Ek: 

Osman Bahadır: "Bu yazının yazılmasının üzerinden beş yıl geçmiş. Bu süre içinde özgürlükler hep daha geriledi. Anayasa değiştirilmedi ama tasarıda kabul edilen maddeler pratikte geçerli hale geldi. En üzücü olanı da özgürlüklerin güya hep daha fazla özgürlük getiriliyormuş gibi yapılarak kısıtlanması ve bu oyunun böyle sürüp gitmesi. Hep aldatma ve aldanma."

A.Şükran Demiralp: "Anayasa önce pratikte delinerek bizler yavaş yavaş ısıtılan kurbağalar gibi alıştırılıyoruz gibi? Burada da yolu iyice açanlar, bu konuda uzlaşabilen (?) dört farklı parti komisyon üyeleri. Daha da vahim olanı, sizin çok güzel irdelediğiniz muhalefet liderinin (!) savunma cümleleri.


Bir araştırmam sonucu, " bizim ödüllü (!) düşünce kuruluşlarımız da hangi özgürlükler için düşünüyor ve ödüllendiriliyor?" diye düşünmeden edemedim." ( http://asukrandemiralp1.blogspot.com.tr/2017/02/turkiye-ozgurlukler-raporu-ve-dusunce.html )

Osman Bahadır: "Söylediklerinize katılıyorum. Kanımca özgürlük ve eşitlik kavramlarının ve bunların birbiriyle ilişkisinin doğru anlaşılamaması en temel sorun olarak görünüyor. Bu sorunun aynı zamanda dünya ölçüsünde de geçerli olduğunu düşünüyorum."

A.Şükran Demiralp: "Osman bey, belli bir kesim için sınırsız / kontrolsüz özgürlüğün özgürlük olmadığını, gerçek özgürlüklere her kesimin yakın pay alarak yaklaşılabileceğini  anlıyorum."


Osman Bahadır: "Özgürlük konusundaki düşüncelerimi ana hatlarıyla da olsa açıklayabilmek için birkaç şey daha söylemek istiyorum.

Özgürlük kavramı bizde gerektiği gibi anlaşılamadığı için özgürlük kültürü de gelişemiyor. Bu durum sol için de geçerlidir.

Toplumsal özgürlüğün temel dinamiği ve garantisi, düşünce özgürlüğüdür. Düşünce özgürlüğü ile kastettiğim şey ifade özgürlüğü değil. Zihinlerimizde yerleşmiş ve kökleşmiş olan binlerce yıllık dogmaların etkisinden sıyrılabilmiş olma halidir. Bunu başarmanın araçları da bilim, felsefe ve sanattır. Buna özgür akıl demeyi tercih ediyorum. Dolayısıyla her zaman savunduğumuz 'akıl ve bilim' yerine, 'özgür akıl ve bilim' demeyi tercih ediyorum. Çünkü akıl herhangi bir hedefe veya çıkara bağlı olarak araçsallaştırılıyor ve büyük çoğunlukla karşılaştığımız "akıllar" da bu tip akıllar. Özgürlüğün düşünsel özgürlük dışında başka boyutları da var elbette. Ama insanlık tarihine baktığımızda en önemli, en belirleyici ve fakat kazanılması da en zor özgürlüğün düşünce özgürlüğü olduğunu görebiliyoruz. Eşitlik (toplumsal ve bireysel) sorunu da özgürlük sorununun ayrılmaz bir yönü."


A.Şükran Demiralp: "Yazdıklarınıza içtenlikle katılıyorum. "Özgür akıl, özgür bilim ve özgür sanat" arasındaki etkileşimi kurabilecek içten, meraklı ve başka herhangi hedefi bunların üzerinde tutmayacak kişiler demek ki oldukça az. İyi niyetli ve çalışkan olanlar da yeterli olamıyor. Halbuki sanat ve bilim yaşantılarımızın en önemli parçalarından. Aklımızı hem iç ve hem de dış zorlamaların etkilerinden, bence, korumamıza da yararlar; eğer doğru kullanımları anlaşılabilirse. Hep bir yerlerde sizin vurguladığınız konularda sıkıntılar var: Felsefe, etik, bilim, sanat etkileşimi çok cılız görünüyor gözüme. Bu etkileşimi çok iyi bilen ve en etkili kullanan ne üzücüdür ki çoğunluğu yöneterek semiren kurnazlar olagelmiş. Bu kurnazlar inanç sistemlerini, para, şan, şöhret, zevk düşkünlüğünü vbg ön plana çıkararak diğer her değeri kullanıma sunuyorlar ve kabul de görüyorlar.

Osman bey, çok değerli emekleriniz ve açıklamalarınız için çok teşekkür ederim."

Derleyen: A.Şükran Demiralp

8 Kasım 2017 Çarşamba

Sorun - Çözüm Uygulaması Diyagramı

29 Aralık 2018 - Yeni düzenleme öncesi hazırlıklar için:

"BİLGİ VE BİLİM FELSEFESİ 
Doç. Dr. Teo GRÜNBERG 
1. Bilgi Kavramı "Bilim" sözcüğü dar mânada yalnız tabiat bilimleri (fizik, bioloji, psikoloji, sosyoloji) anlamına gelmekle birlikte, biz bu sözcüğü geniş manasında salt matematik ve formel mantığı da içine alacak şekilde kullanacağız. Buna göre bütün bilimleri bir yandan "deduktif bilimler" (formel mantık ve salt matematik), öbür yandan da "empirik bilimler'' (tabiat bilimleri) olmak üzere, iki geniş öbeğe ayırıyoruz. Her "bilim" bir bilgi sistemidir. 'Biliyor' sözcüğünü ise şöyle tanımlıyabiliriz:..."

BİLGİ TEORİSİ VE GETTIER PROBLEMİ

"MANTIK  - MATEMATİK İLİŞKİSİ ÜZERİNE
Zekiye KUTLUSOY
.. “mantığın matematikleştirildiği” bu reform sürecinin başlatıcısı ve noktalayıcısı olarak sırasıyla Leibniz ve Boole göz önüne alındığında, matematikçilerin ya da matematiğin mantık tarihinde oynadığı rol, tartışmasız bir şekilde belirginlik kazanmaktadır. 
......
Görüldüğü kadarıyla, mantıksal temellere (ilkelere) dayandırılması bir yana, ispat düşüncesi temelinde “mantıksallık” karakteristiğinin netleştirilmesiyle kurulan matematiğin, her önermesinin aksiyomatik yöntemin izlendiği dedüktif-çıkarımsal bir süreçle bilinemeyeceği gibi çarpıcı bir noktaya gelinmiş olmaktadır. O halde, son olarak, mantıkla matematik arasında, burada ele alınan üç dönemdeki olumlu, yapıcı ilişkinin tersine, olumsuz, yıkıcı bir ilişkiden de söz etmek olanaklı görünüyor." 




12-12-2017 - Son Sürümü

BİR SORUNA ÇÖZÜM BULMA ALGORİTMASI

VERİ MODELİ VE UML AKTİVİTE DİYAGRAMI


·      Bu oturum belli bir sorun içindir. (Varsa, önceden belirlenmiş sorunlar içinden seçilir, yoksa, oturumda sorun, sorun listesini belirlemek olur. Daha sonra, moderatörün oluşturduğu sorun çalışma gruplarının ele aldığı sorunlar için tek tek oturum açılır.) Oturumu moderatör başlatır.
·      Aşağıdaki VARLIK- İLİŞKİ diyagramda izlenebileceği gibi, bir sorunun birden çok nedeni ve çözümü olabilir. Bir katılımcı birden çok neden, çözüm ve çözüm senaryosu girebilir ve birden çok çözüm senaryosuna puan verebilir.  Bir çözüm senaryosu birden çok çözümden oluşabilir gibi...  Bu ilişkiler diyagramda çatal şeklinde gösterildi.
·      Bir kişi doğrudan başkasının girişini değiştiremez. Ancak, herhangi birinin girişini zenginleştirerek yeniden girebilir. Kendi girişini sonradan beğenmeyenler pasife çevirebilirler.  Pasif yapılmış herhangi bir giriş herkesce okunabilir. Neden pasif yapıldığı da katılımcı tarafından metne eklenebilir.

 *Tür; İlişkiler Diyagramında görüleceği gibi Neden girerken katılımcı tarafından girilir
·         Temel İnsan Hakları
·         Normlar
·         Kişiye ait olanlar

*Bilgi Türü; İlişkiler Diyagramında görüleceği gibi Neden girerken katılımcı tarafından girilir:
·         Evrensel Gerçekler
·         Güncel Bilimsel Bilgi ve Etik Değerler Bilgisi
·         Doğrulanabilir / Yanlışlanabilir Diğer
         





NOT: Katılımcı Neden girerken Tür ve Bilgi Türü konusunda emin olamıyorsa Bilemedim girer; Bilemedim için araştırma yapılır; eğer bir Bilgi Türü / Tür’e uyduğu herhangi bir katılımcı tarafından belirlenebilirse, ilgili katılımcı bu bilginin türünü yeniden girerek düzeltir. Eskisi Pasif yapılır.  Kanıt oluşturacak bilgi linkleri vbg bağlantıları da metne ekler. Bu şekilde, moderatör ve katılımcılar sorunun çözümü için sürekli bilgi paylaşımı, öğrenme ve araştırma halindedirler. Oylar vs eşittir. Moderatör de aynı zamanda bir katılımcıdır. Sorunun çözümü herkesin birlikte alacağı en iyi ödüldür. 





·       İlk aşama, katılımcıların belirlenen soruna ait neden ve çözümler girmesidir. (Bknz. Diyagram -1) Kişiler sadece kendi girdikleri çözüm ve nedenleri değiştirebilir. Değişikliklerin son hali kalır. Tarihçesi tutulmaz.




·       İkinci aşama çözüm senaryosu girişidir. Bir çözüm senaryosu birden çok katılımcının (kendi ve diğer) çözümlerini içerir. Çözüm senaryolarını, neden ve çözümlerde olduğu gibi, ancak giriş yapan katılımcı değiştirebilir. Burada da bir katılımcı diğerinin çözüm senaryosunu zenginleştirerek yeniden girebilir. İsteyen kendi senaryosunu    pasife çevirebilir. Pasif yapılmış çözüm senaryoları puanlamaya girmez.


·       Üçüncü aşama aktif çözüm senaryolarının puanlanmasıdır. Belirlenen bir zaman aralığında moderatör oturumu kapatır. Sonra, herkes her senaryoyu puanlayabilir, puanlar eşittir. Sistemde bir kişinin bir ÇS’ye ait sadece bir puanı tutulur. Puan tarihçesi yoktur. Değişiklik yaparsa da değiştirdiği en son puan tutulur. Puanlama 0-1-2 değerleri içinden verilir. Buna göre;
o  En çok kişiden oy alan
o  Toplamda en çok puan alan senaryolar arasında puan sıralaması yapılır. Değerler grafiğe aktarılır: Aşağıda ÇS7, ÇS8’den hangisi?
                                                             



Ve bu oturum aldığı puanlara göre sıralı Çözüm Senaryoları'nı raporlayarak sona erer. 

A.Şükran Demiralp, 12-11-2017
----------------------------------------------------------------------------------------------------------------
NEDEN BÖYLE BİR ALGORİTMA DENEMESİ?
14-11-2017

Bence, öğrenme, araştırma ve çözüm üretmeye canı gönülden ve de başka hiç bir arka niyet olmaksızın çalışma yaşamın tam kendisi olabilmeli. Bundan daha anlamlı bir oyun vs olabilir mi? Hayvanların insanlardan en büyük üstünlüğü belki de bu konudur. İnsanlar farklı niyetlerle(?) bu doğallığı kaybettikçe korkuları ve hırsları ile baş edemeyecekleri bir sonsuzluğa doğru kaymıyorlar mı? Bu soruya hayır diyebilir miyiz?

Bu algoritmanın altında yatan temel düşünce Sn. Tınaz Titiz'in düzenlediği ve benim de katılımcı olduğum elektronik beyin fırtınaları uygulamasıdır. Bu uygulamalardan da esinlenerek oluşturulmaya çalışılan; bir sorunu ifade etmek, daha iyi anlamak için sorular sormak, sorunun NEDEN ve olası ÇÖZÜM'leri konusunda araştırma ve fikirleri paylaşmak ve bunlardan yola çıkarak bir ÇÖZÜM SENARYOSU hazırlamaktır. 

Bu uygulamada sağlanmaya çalışılan önemli birinci katkı, seçilen SORUN'nu NEDEN'lerini girerken, girilen fikirleri sınıflandırmaya çalışmak: TÜR, BİLGİ TÜRÜ ve BİLEMEDİM şeklinde. İkinci katkı ise,  fikirleri değil, senaryoları oylamak. 

Neden, NEDEN girilirken fikirleri TÜR, BİLGİ TÜRÜ ve BİLEMEDİM şeklinde sınıflandırdım? Çünkü, girdiğimiz fikrin farkında olalım istedim: Fikrimiz bilimsel bir tabana; Dünyada Yerçekimi Var gibi ve yadsınamaz gerçeklere; Temel İnsan Hakları gibi, dayanıyor ve seçtiğimiz SORUN'un çözümüne yönelik ise, böyle fikirler doğal olarak çözüm senaryosuna dahildir. Burada ne tür uygulamalarla bu senaryoyu gerçekleştirebiliriz için oylama yapabiliriz. Yani herhangi bir soruna, herhangi bir neden ve çözüm girerken; "Evet insanlar açlıktan ölmemeli, ama, şimdi önceliğimiz zenginlerin daha çok zengin olmalarını sağlayacak bu şekilde orta hallilere de iş imkanı açabilecek kararlar almak olmalı." diye açık / kapalı bir fikir öne atarak bunu çoğunluğa oylatmak hiç bir temel sorunun çözümünü asla ve asla sağlayamaz. Ancak dünyanın tablosu bize her alanda, bilimde de, böyle oylamalar yapıldığı izlenimi veriyor. Bu acımasızlığı hastalıklara yaklaşımlarda  görüyoruz, bknz: "Örneğin, 15 yaşında hiperaktif, 20 yaşında Tourette’li vbg..  Bu etiketlemelerde üzülen, acı çeken, mücadele eden ÖZNE; İNSAN yok!"

Uzun lafın kısası: Herkesin hamlelerini tek tek oylamak yerine, sağlam ve kanıta dayalı düşünceleri derlemek ve bunları sıraya koymak, strateji geliştirmeye, düzgün bir rol-model oluşturmaya daha uygun değil mi? 

 "Katılımcılardan, üretilen tüm fikir ve linklerini tarayarak mevcut soruna çözüm olabilecek birer senaryo yazmaları istenir. Bu sırada kendi zenginleştirici fikir ve linklerini de ekleyebilirler. Böylece herhangi bir fikir skorlanmayacaktır. Her çözüm senaryosu yazan kişi yazısının bütünlüğü için gereken fikir ve linkleri seçecek, ortaya çıkan senaryolar arasında seçim yapılabilecek / senaryolar sırayla denenecek? - Tınaz beyin geçmişte düzenlediği e-bf’lerde senaryo yazım önerisi de oluyordu. Zaten bu kısımda diğerleri çok da meraklı olmadıkları için neredeyse oy birliği ile Tınaz beyin senaryosu kabul ediliyordu denebilir; doğal seçim. 
Böylece birçok kişinin fikri kullanılabilir. Skor vererek duygu durum dengeleri bozulmaz. Egoların susturulmaya değil, dengelenmeye ihtiyacı var. Bu şekilde insanları aşırı rekabete sokmadan aşama aşama ilerlenen bu yolda, daha çok şey öğrenebiliriz. Daha yapıcı çözümlere ulaşabiliriz( mi?)."

A.Şükran Demiralp, 14-11-2017


Kaynaklar:
Eklenecek..

https://www.elsevier.com/__data/assets/pdf_file/0010/92476/ETHICS_COI02.pdf


--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
Eski versiyonlar
11-11-2017

BİR SORUNA ÇÖZÜM BULMA ALGORİTMASI
VERİ MODELİ VE UML AKTİVİTE DİYAGRAMI

·         Bu oturum belli bir sorun içindir. (Varsa, önceden belirlenmiş sorunlar içinden seçilir, yoksa, oturumda sorun, sorun listesini belirlemek olur. Daha sonra, moderatörün oluşturduğu sorun çalışma gruplarının ele aldığı sorunlar için tek tek oturum açılır.) Oturumu moderatör başlatır.
·         İlk aşama, katılımcıların belirlenen soruna ait neden ve çözümler girmesidir. (Bknz----diyagram-1) Aşağıdaki sayfada da (Bknz --- diyagram- 0) izlenebileceği gibi, bir sorunun birden çok nedeni ve çözümü olabilir. Bu ilişki diyagramda çatal şeklinde gösterildi.
·         Kişiler sadece kendi girdikleri çözüm ve nedenleri değiştirebilir. Değişikliklerin son hali kalır. Tarihçesi tutulmaz.
·         Bir kişi doğrudan başkasının girişini değiştiremez. Ancak, herhangi birinin girişini zenginleştirerek yeniden girebilir. Kendi girişini sonradan beğenmeyenler pasife çevirebilirler.  Pasif yapılmış herhangi bir giriş herkesce okunabilir. Neden pasif yapıldığı da katılımcı tarafından metne eklenebilir.
·          İkinci aşama çözüm senaryosu girişidir. Bir çözüm senaryosu birden çok katılımcının (kendi ve diğer) çözümlerini içerir. Çözüm senaryolarını, neden ve çözümlerde olduğu gibi, ancak giriş yapan katılımcı değiştirebilir. Burada da bir katılımcı diğerinin çözüm senaryosunu zenginleştirerek yeniden girebilir. İsteyen kendi senaryosunu pasife çevirebilir. Pasif yapılmış çözüm senaryoları puanlamaya girmez.
·         Üçüncü aşama aktif çözüm senaryolarının puanlanmasıdır. Belirlenen bir zaman aralığında moderatör oturumu kapatır. Sonra, herkes her senaryoyu puanlayabilir, puanlar eşittir. Sistemde bir kişinin bir ÇS’ye ait sadece bir puanı tutulur. Puan tarihçesi yoktur. Değişiklik yaparsa da değiştirdiği en son puan tutulur. Puanlama 0-1-2 değerleri içinden verilir. Buna göre;
o   En çok kişiden oy alan
o   Toplamda en çok puan alan senaryolar arasında puan sıralaması yapılır. Değerler grafiğe aktarılır: Aşağıda ÇS7, ÇS8’den hangisi?





Tasarım:
A.Şükran Demiralp, 11-11-2017

31 Ekim 2017 Salı

Sorun ne?

Bilgi gerçek bilgi ise oylanamaz, bilgi olup olmadığı belirsiz ise de fikirde doğru yanlış olmaz; sizin, onun, bunun, benim fikrimdir sadece. Bu ayrımı vurgulamadığımız sürece, her aklına geleni gerçek sanacak ve herkes için de gerçekleşsin diye tutturacak insanlarla başa çıkamayız. 

Ulaşabildiğim sonuç; bilgi olmayan ile gerçek bilgi karmaşasını azaltmak için bir yol aramak.  Bunun için özgür öğrenme ortamları diyoruz ya, önce araştırmak koşulu ile düşünmek, üretmek, istediğimiz her şey "bu özgürlüğü nasıl çoğaltabiliriz?"e yönelik olabilir. Bu yolda, fırsat eşitliği(!) olduğu halde ilerlemek istemeyeni anlamaya çalışmak da ayrı bir bilgi hazinesi oluşturabilir.

NOT: Bilgi ve Etik Değerler Bilgisi'nin ayrılamaz birlikteliği. Bilgi demokratik değildir.





Derleyen, A.Şükran Demiralp

Devam edecek..

26 Ekim 2017 Perşembe

BİZ!

NE İÇİN YOLA ÇIKTIK?

Toplumsal ayrışmalar hepimizin gerçek ortak ihtiyaçlarımızın önündeki en büyük engel. Dünyanın medeni denenlerinin gittiği yol ayrışma değil bütünleşme ise ben olan insandan, biz olan insana doğru öğrenme, öğretme ve araştırma şölenine dönüşmesi için insanlar arasındaki maddi uçurumları yok etmek istiyoruz. Bunun için her birimizin aklını farklı tanım ve ona göre çözümlerle parçalamadan, bir arada yaşayabilmenin en iyi koşullarını var edebilmektir amacımız. Nasıl?

TEMEL İHTİYAÇLAR

Öğrenme, öğretme araştırma şölenine dönüşecek koşulları var edebilmek için önce sağlanması olmazsa olmazlar; yiyecek, barınak, temiz su, temiz hava, cinsellik.. gibi ihtiyaçlarımız herhangi farklılığımızdan bağımsız olarak her birimiz için var edilebilmeli. Nasıl?

TÜKETİM

Hırslarımızın tükettiği varlıkları görerek, her ama her kesimden kurnazca bizleri tüketime ve tükenmeye kışkırtanları fark edelim. Bu kışkırtıcıların yayıldığı her alanı tüm medya ve alışveriş merkezleri gibi, kontrollü kullanalım. Unutmayalım ki hırslarımız küresel en güçlü ve hırslı diğer kesimlerin hizmetinde olacak ve bizi tüketecektir. Biz, varolan herşeyiz.  

DEĞERLERİMİZ

Bir arada yaşayabilme becerimiz yaşatmamız gereken en önemli değerlerimizdendir. Doğadaki kır çiçeklerinin güzelliği, onların farklı tür, renk, koku, biçim gibi çeşnilerle bir arada olmaları değil mi? Doğadan ayrık otlarını(!) ayıklamaya çalışan insan dışında bir canlı olabilir mi?

DİN ve İNANÇLAR

Dünyadaki insan sayısı kadar inanç olduğu, inançların tartışılmaması gerektiğini düşünüyoruz.

EĞİTİM

Biz farklılıkların ayrılmaz bütünlüğünü, ailede, okulda; eğitim sistemimizde de görmek istiyoruz. Öncelikle çocuklarımızın tüm zamanları beyin yüklemeleriyle doldurmayalım. Hepsi için özgürce öğrenebilecekleri zengin öğrenme ortamları gerçekleştirelim. Çoklu medyadan okullara dek tüm programları buna göre yapalım; ergenliğe dek çocuklarımızın eğitimi doğrudan bir mesleğe yönelik olmasın. Basit temel bilgileri neden – sonuç ilişkilerini değerlendirmeye; BİLGİYİ anlamaya, ağırlıklı olarak DEĞERLER EĞİTİMİ şeklinde düzenlenen senaryolarla özenle oluşturulsun, çocuklarımızın kapalı sınıfların dışında yaşamın içinde öğrenebilme fırsatları ellerinden alınmasın. Bunun için aileden, çoklu medyadan okullara dek yapılmaması gereken; doğrudan / saklı içerik -davranışsal rol model olma dahil - yolu ile BEYİN YIKAMA içermesin. Her alanda söylenen her cümlenin nesnel dayanağı olabilsin ki, BİLGİ olmayanı BİLGİ GİBİ GÖSTEREN başta reklamlar, üretimler, EZBERLER gözler önüne serilsin.
Eğitim sadece diploma vermeye yönelik yapısından sıyrılıp, her birey için ayakları üzerinde nasıl durabilecekse onu anlamaya çalışan sistemler bütünü olabilmeli. Bunun da artık hırs ve kıskançlıkları da kışkırtabilen vd, ödül ve ceza sistemleri ile olamayacağı anlaşılmak zorunda; özellikle anlaşılması için aşırı bir örnek; böbreklerimiz sizin vereceğiniz ödülle iyi çalışmaz, varolan bir yapısı var, bunun üzerine yapılması gereken ise, sıvı-besin-kafein alımını dengeleyebilmek, bilinçsiz rastgele ilaç kullanmamak, üşütmemek vbg şeyler olabilir. Yine böbreklerimiz kötü çalışıyorsa da onları cezalandırarak, o bölgeye vurarak daha iyi çalışmasını sağlayamayız. “Nasıl daha iyi çalışabilir?” için gerekeni yapmalıyız. Benzer bir şekilde, özde, bizler bireyler olarak böbreklerimizden ne kadar farklı olabiliriz ki?

BİLİM ve SANAT

Sanat çoğunlukla ve sadece ve hep aynı sorunların manzara resmini çeken çerçevenin dışında neden – sonuç ilişkilendirmesini ele alsın. Sanatçı, “her insanın içindeki iyilikleri, güzellikleri nasıl besleyebiliriz?” sorusunu sorabilsin. Bilim de aynı soruyu mutlaka sorsun ki, insanlığa topluca zarar vereceği kesin olan hiçbir buluş başıboş gerçekleştirilmesin - geçmişte atom bombası, günümüzde olası katil robotlar? gibi.

DEVLET

Devlet kurumlarımız saydam, denetlenebilir, kurallar net ve hepimiz için; devlet önünde birimiz ve hepimizin kendimizi eşit hissedebileceği şekilde uygulansın. Bunun için bazı kişilerin devlet ile uygunsuz ilişkileri, çıkar çelişkileri normalleştirilmesin, böyle durumlar varsa da gün yüzüne çıkarılarak neden böyle olduğu incelensin.

SAĞLIK
Sağlık hizmetleri de eğitimde olması beklenen gibi, devlet tarafından ve ayrım olmaksızın hepimize eşit sunulsun.  

ETİK

Yukarıda yazılanların gerçekleşebilmesi için yine çoklu medyadan başlayarak sınırsız tüketimi kışkırtan her şeyin sınırsız serbestlik koşulları geri aldırabilir miyiz? Eğer çoklu medya, etik çerçevede;  bilgi ve etik değerler bilgisi ile donatılmış, korkunç rekabetten gözü dönmemiş bilinçli insanların elinde aklı ve düşünmeyi destekleyen programlar yapabilse, olaylar çok yönlü değerlendirebilse, ayrışmalar, kutuplaşmalar desteklenmese birçok sorun hızla çözüm sürecine girebilecek, birimiz ve hepimizin mutlulukları birbirimize yakın olacak; biz olabileceğiz.

Vs vs… PEKİ; TEMEL SORUN NE?

Dünyada açlık, yoksulluk, savaş, terör, bombalar, toplu intihar, katliam ve intihar vd ile yokoluşlar ve olası katil robotlar ve de doğanın katliamı? Bilim ve teknoloji gelişimi ile üstel katlanan zararlar. Bilimce her yapılabilecek olanın yapılması, öldürmelerin nasıl sonlandırılabileceği, imkansız olanı görebilme yetmezliği.

Ve her şeyin sahibi olarak yüzyıllardır var olmaya çalışan insandan gelinen; * 2017 yılı; Uluslararası yardım kuruluşu Oxfam, 8 milyarderin servetinin, dünya nüfusunun yaklaşık yarısının varlığına eşit olduğunu açıkladı; 426 milyar dolarlık servet, dünya genelinde 3,6 milyar kişinin varlığına denk geliyor. Varlıkların %50’sine sahip 8 insan ile diğer %50’sine sahip 3.6 MİLYAR insan. Tablo: Azınlığın çoğunluğa karşı gücü elinde toplaması! Birleşmiş Milletler Ekonomik ve Sosyal İşler Dairesi’nin 2017’de yayınladığı Dünya Nüfus Tahminleri Raporu’na göre, dünya nüfusu son 12 yılda 1 milyar artarak 7,6 milyara ulaştı. 



Temel Sorun apaçık ortada, kaynakların paylaşımındadır. Herhangi bir insanın varoluş süreçleri ne olursa olsun, diğerleri ile yaşam koşulları arasında uçurumlar oluşturmamalı! Bu bir gerçekliktir. Topluca kafalarımızı bu konuya yoralım, dikkatlerimizi de bu noktada toplayalım.

Ve..  Demek ki medeni insanlık ailesi, önce Temel Sorun’da birleşelim ve de ortak kültürümüz bize yol gösterici:  “Komşum açsa ben tok uyuyamam.“ Komşumuz, hangi farklılığa sahip olursa olsun, yaşamımız en yakından paylaştığımız, dayanıştığımız kişi(ler). Komşu, kapı komşumuz ve daha ötesi. Aramızda kandırmaca, kurnazlık işlemeyen güvenli dostlarımız.

Derleyen; A.Şükran Demiralp, 25/10/2017

"Kendimi bildiğimden bu yana tanık olduğum; kazananı olmayan, insanlığı intihara sürükleyen, acımasız ve vahşi ekonomik savaşların bitirilme umudunun doğduğunu görebilmek için, tek başıma bile olsam çalışmaya, ve elimden gelen herşeyi yapmaya devam edeceğimi bildiririm."Onat Bitlik, 05/11/2017

Aşağıdaki grafik paylaşım için de Onat Bitik arkadaşımıza teşekkür ederiz.



3 Eylül 2017 Pazar

Know How - Knowledge Based

Know How nedir?

·        “(1) Arzu edilen bir sonuca sebep olacak bir yetenek veren, (2) kullanıma hazır halde olmayan, ve (3) herkesin bilgisi dahilinde olmayan uzman hüneri, enformasyon veya bilgi kümesi. Know how, ortak bilgi olmayan, elle tutulur malzeme (planlar, formüller, talimatlar, kalıplar (örüntüler), belirtimler (spesifikasyonlar) ve ticari sırlar gibi) veya maddi olmayan şeyler (üretim pratikleri, pazarlama kavramları, kalite denetimi ve test etme teknikleri gibi) içerebilir. Teknoloji transfer sözleşmelerinde know how en değerli etkendir ve süresiz uygulanabilir bir ömre sahip olabilir. Yasal terimlerle, "mal veya malzemelerin üretiminde veya işlenmesinde yardımcı olması olası olan herhangi endüstriyel bilgiler ve teknik" olarak tanımlanabilir. Geçen yıllarda know how (KH), işgücünden ayrı olarak tek başına bir üretim etkeni olarak tanımlanmaya başladı.

·        Sağlayıcının tecrübe ve denemeleri sonucu elde edilen, patentli olmayan, uygulamaya yönelik gizli, esaslı ve belirlenmiş bilgi paketidir. (KH bilgisinin işyerinde çalışanların kişisel bilgi ve hünerlerinden de ayırt edilmesi gerekir.)”
“KH, buluş anlamında, patent kanunu çerçevesinde tescil edilebilen veya Faydalı Modelleri Koruma Kanunu çerçevesinde korunabilen bir netice (bilgi) değildir. Bir işletmede uzun zaman içinde elde edilebilen, diğer firmalar için zaman tasarrufu sağlayan tecrübelerdir. Bir üründen ya da yöntemden en kolay ya da en verimli biçimde yararlanmayı sağlayan ticari sırlardır. KH sözleşmesi taraftarlardan birine (KH verene) belirli bir KH açıklama ve kullanımına izin verme; buna karşılık diğerine (KH alana) belirli bir bedel ödeme borcu yükleyen sözleşmedir.”


Knowledge Base:

·         “(Bir bilgisayar sistemindeki veya organizasyondaki) kavramlar, veriler, amaçlar, gereksinimler, kurallar ve belirtimlerden (spesifikasyonlar) ibaret olan organize bilgi ambarı. Biçimi (1) yapay zekâ veya uzman sistem tabanlı kullanımı mı, yoksa (2) insan tabanlı kullanımı mı desteklediğine bağlıdır. İlk durumda, bir yazılımdaki veriler, tasarım yapıları, birleştirmeler, bağlantılar biçimlerini alabilir. İkinci durumda fiziksel belge ve metinsel bilgi biçimlerini alabilir.

Yorum:

KB için “Bilgi Tabanı (BT)” genelde kullanılıyor; KH için Türkçe’de kısa bir isim seçemedim. (24-09-2017 EK; http://www.tubaterim.gov.tr/ linkinde de "Bilgi Tabanı" önerilmiş)

Her türlü bilgiyi içeren doküman vbg araçlar KB / BT kavramı içine girebilir. Meme kanseri hastaları ile ilgili bilgilerin saklandığı bilgisayar veri tabanı sistemi bir BT örneğidir. Bu bilgilerden yararlanılarak bir sağlık kuruluşunun yaptığı hesaplar, istatistiklere göre tahminler vbg ise, KH  örneği olabilir.

Küme zekası ile çözülmek üzere çeşitli toplumsal sorun gruplarının kullanımı için toplanacak bilgi vs gibi araçlar KB / BT iken,  bu araçları kullanarak zaman içinde sorunları çözebilme hüneri ise grupların KH’sını ortaya koyabilir.

A.Şükran Demiralp, 4-9-2017

Kaynaklar: