11 Ekim 2013 Cuma

BAYRAM KUTLAMASI

BAYRAMLAR HEPİMİZ İÇİN KUTLU OLSUNJ
Sevgi Kalkan'ın "Akşam Gazetesi" paylaşımı ile başlayan "Bayram" sohbetimiz:
Akşam Gazetesi - 25 Eylül 1934


ŞD:  Pirzola'nın "suni" olacağı günleri bekliyorum. Hayvanları öldürmeden:-)

Rev.2 Kasım 2013, "Andras Forgacs: Hayvanları öldürmeden deri ve et üretimi"
http://www.beyaznokta.org.tr/oku.php?id=438
SK: Şükran Hanım marketlerde et ürünlerinin içinde artık çok az et var farkındamısınız, soya vs.. maddeler var...Etçil olmaktan kurtuluyor insanlık yavaş yavaş galiba ne dersiniz ? Bazıları başka türlü protein alamıyoruz, fiziksel güç bulamıyoruz diyorlar, ama alternatif protein ürünleri oluşturuluyor sanırım bilim insanlarınca. Et yemeyenlerin şiddete yatkın olmadıkları saptanmış birde...Yani vejeteryanlar şiddet sevmiyor, savaşmıyorlar , daha çok sanat, bilim ve sporla uğraşıyorlarmış..İlginç değil mi? Hele sürekli savaşların, şiddetin olduğu ülkelerde otçul beslense insanlar, şiddet ve savaşlar biter mi, akılları başlarına gelir mi? kimseler kurban olmadan şiddete sağlıklı, huzurlu yaşayabilirler mi ?
ŞD: Fiziksel gücü "et yemekte" bulanlar bence kafalarını koşullandırmışlar. Sevgili hayvancıkların sütlerinde,   yumurtalarında, kurubaklagillerde yeterince protein var. Eskiye göre çok az et tüketen, meme kanseri de yaşamış bir kişi olarak, şimdilerde kendimi çok daha iyi hissediyorum. İyi hissetmenin ötesinde kanımdaki demir oranı da yediğim yeşil yapraklı sebzelerin de yardımıyla oldukça iyi:-)) Aşırı tüketim insanların sinir sistemini, beynini olumsuz etkiliyor. Aşırı protein, kafein ve birlikte tüketilen şeker, saldırganlığı tetikleyebiliyor. Trafikteki terörden bu gibi maddelerin aşırı tüketilmesinin de payı olduğunu düşünüyorum. Vejeteryanlarla ilgili araştırma gerçekten ilginç:-)))  
VE maalesef SEVAP kazanma TİCARETİ için yüzlerce hayvan ÖLÜM KAMPLARINDAlar:-((
ŞD: Yakındaki BAYRAM(!) kimin için BAYRAM(?); http://bit.ly/161IpHu
SK: Evet, hiç bir zaman sevemedim bu eski şaman adeti kurban bayramını, ne ismini, nede kutlanma biçimini.Allah için kurban etme bana hep çok saçma ve ilkel geldi, teolojik olarak da çok sorgularım bunu niye Allah kurbanlar istesin? Allah tanımlarında kurban isteyen bir özellik kalmamış olmalı artık bu çağda, hiç bir şey kurban olmamalı.. Sosyal dayanışma yönü varmış eskiden proteinle beslenemeyen, et alamayan yoksullar için, kutlama yapma yönü varmış falan...Ama bu koşullar, yoksulluk bitirilirse sosyal yardımlaşma için falanda kalmaz gereği.., kutlama yönünde çok saçma zaten, hayvancağızların ölümlerini mi kutluyoruz, birçok eski toplumda var bu ritüeller ve çok kötü, hiç sevemedim, alışamadım çocukluğumdan beri ramazan, şeker bayramını severim ben buna bayram bile diyemiyorum
ŞD: Halktan bir çok kişi de bu durumun farkında. Bir şoför: "Çocukluğumda gözümün önünde kesilen kurbanın eziyetini gördükten sonra et yiyemez oldum. Sağlığım da çok iyi:-))" diyordu. Daha bir çok örnek var. MEDYA vbg ÖBÜR OKULLAR sadece resmi işlerine geldiği gibi çekerek RANT sağlamak yerine, evrensel konularda iyileşmeye neden olabilecek artı değer üretimine odaklanabilmeliler. Bu dünya hepimizin.
SK: Evet aslında hangi kültürde doğuyorsak aklımız ve yüreğimiz sorgulama yapabiliyor ama önemli olan bu sorgulamalar sonrası kültürün hangi öğelerinin iyi , hangisinin kötü olduğuna karar vererek devam ettirmek veya vaz geçmek. Ölçüler , kriterlerde bilimsel bilgi ve vicdan olmalı..Vazgeçmek lazım kültürümüzde bu var, illede devam ettireceğiz dersek ve çocuklarımızı da kurban geleneklerine göre yetiştirirsek hiç bir ilerleme olmaz...Ben asla çocuğum olursa kurbanı öğretmek istemem..Kurbanı öğrenmeyen, kurban etmeyi, kurban olmayıda öğrenmez.
SK: Belki yazdığınız gibi çok kişi bu durumun farkında ama sosyal baskılardan dolayı devam ettiriyorlar, ancak böyle konuşa konuşa, bilimsel bilgileri aktara aktara tartışılır hale getirebiliriz de kurban etme adetinden vazgeçer toplum yavaş, yavaş , çok daha yararlı uygulamalarla bayram kutlanmaya geçilir, çocuklarda hayvan öldürmenin , kurban etmenin bayram kutlamasıyla ne alakası olabileceğini sorgulamak zorunda kalmazlar ilerde.. Gerçi gelişmiş dediğimiz batı toplumlarında da bu tür adetler var gençler güçlerini kanıtlamak için hayvanları toplu olarak avlamaya çıkıp katlediyorlar falan.. Umarım onlarda sorguluyorlardır kültürlerindeki çağımıza uymayan geleneklerini..
ŞD: Evet, sorgulayabilen ve vazgeçenler var. İspanya'nın bir bölgesinde BOĞA GÜREŞİ kaldırıldı diye biliyorum. Aslında dediğiniz gibi, zaman içinde dünyadaki benzer durumları derleyip gözler önüne sermeli.
SK: ortalama her 4 saniyede 1 fokun kafasına sopa vurularak öldürüldüğü avlar var.. Kanada, İskandinav ülkeleri falan, :(

sırf Kanada'da 2004 av mevsiminde 365971 fok katledilmiştir...

http://www.hsus.org/…ut_the_canadian_seal_hunt.html
The Humane Society of the United States is the nation's largest and most effective animal protection organization
ŞD: Yani AVRUPA BİRLİĞİ falan hiç bize hava atmasınlar. Bu konu evrensel bir İNSANLIK AYIBIDIR. Her ülkenin hayvanlara, doğaya karşı sabıka kayıdı oldukça yüklü!. Bu nedenle, başta GELİŞMİŞ ÜLKELER olmak üzere, dünya çapında her ülke kendi geleneklerini vbg sorgulamalıdır!
ŞD: Gelenekler dışında bir de PARA hırsı nedeni ile kafeslerde tıkılan, bilim için kullanılan, yatak için yolunan,... say say bitmeyen durumlar da BÜTÜNün hakları için ilgilerimize muhtaç. Ve aşağıdaki haber umut veriyor:


13 Eylül 2013 Cuma

Kurban Bayramı

 "Bayram"lar için...
 
Mayıs 2012'de yazılmış  http://bit.ly/17j0fHJ  linkinden alıntı: "Ulusal ölçekte yayın yapan TV kanallarının birisinde, kurban için getirildiği pazardan can havliyle kaçan bir danayı döverek kaçmamaya razı etmeye çalışan “insan”lar köylü ve eğitimsiz, bu sahneleri ana haberlerde –dana güreşi alt yazısı ve bir oyun havası eşliğinde- gösterirken neşeyle açıklamalar yapan spiker bütünlüğü idrak edememiş bir eğitimli kentlidir." VE....

8 Eylül 2013 Pazar

KAVRAMLARIN ÖNEMİ


                                  "Kavramlar bulanıksa, sadece eş sesler çıkarıyor olabiliriz."

3 Eylül 2013 Salı

DEMOKRASİ_Kavram Mutfağı İçin_1



DEMOKRASİ [ * ]
Not: Mavi yazılar link içerir.
Demokrasi, toplumdaki farklı bireylerle birlikte mutlu yaşayabilme / sorunları çözebilme sanatıdır.  

Birlikte mutlu yaşayabilmek için, toplumu oluşturan bireylerin varoluşsal farklılıklarını da gözardı etmemek gerekir. Yaşam alanı farklılığına uygun düzenlenemeyen bir birey için “demokrasi” nasıl bir anlam ifade edebilir?

Farklılıklar insanlar arasında, nörolojik, zihinsel, işitsel, görsel, ortopedik  vbg olabilir. Daha farklı baktığımızda, farklı öğrenme dereceleri, farklı inanışlar,… devam edip gidecektir. Farklı bireyler demokrasiden pay alabilmek, seslerini duyurabilmek için örgütlenmeli, farklılıklarını yazılı da mutlaka anlatabilmeli _B.Russell:Söz Uçar, Yazı Kalır”_ ve taleplerini birer politika belgesi    [ ** ]  olarak düzenleyebilmelidirler. Kaldı ki, örgütlenme tüm bireylerin demokratik sorun çözme araçlarındandır.  

Farklılıklar daha genel anlamda hayvan, insan, bitki, taş, toprak.. yaşam olarak adlandırdıklarımız bütünün farklı parçalarıdır. Bu farklı parçalar, özde birçok ortaklık içerirler. Bu nedenle, insanı, taşı, toprağı, ağaçları, hayvanları, aynı düzeyde değerlendirmeye çalışmak ve özen göstermek kendi varlığımıza özen göstermek ve korumaktan ayrı bir şey değildir.  İşte bu bilinç geliştikçe bütünün yararı korunabilir; farklılıklara göre düzenlenmiş  koşullamayan eğitim ile aklı, irfanı ve vicdanı hür, korkmayan ve korkutmayan insanlarla “çoğulcu demokrasi” mümkün olabilir. [ *** ]   

Mikro / makro düzeyler arasında bireysel farklılıklar hepimiz için geçerlidir. Bu farklılıkların varoluşsal ve çevresel etkileri anlaşıldıkça, farklı davranan insanlar doğru irdelenebilecek, yapısı nedeni ile uymayan görevleri üstlenmek zorunda bırakılmayacaklardır. Öyle ise demokrasi, aynı zamanda doğru işler için doğru kişileri seçebilen akıllar ile anlamına kavuşabilir. Aksi takdirde demokrasi “amaç” olmaktan birilerinin tek doğrularını gerçekleştirmek için “araç” olmaya; yani içi boşalmış ve etiketi kalmış bir şekle dönüşebilir.    






[ *]    :  Bu çalışma 20 Haziran 2013’de yapılan bir sanal beyin fırtınasında önerilmiştir.

[ ** ] :  Politika belgeleri(PB) hakkında: http://bit.ly/12gsNxO

Hayvan Hakları için oluşturulmuş PB : http://bit.ly/15uhB9u

İşitme engelliler için başlatılmış ve esas paydaşlar vazgeçtiği için yarım kalmış PB: http://bit.ly/XE0YNt

Tourette Sendromlular için başlatılacak ve tamamlanacak PB: http://bit.ly/19iB2mW

[ *** ]: Demokrasi için “olmazsa olmazlar” hakkında görüşler

 (Cumhuriyet Bilim ve Teknoloji eki, 19-07- 2013):

Siyaset Bilimci Prof.Ersin Kalaycıoğlu: “Sınırsız itiraz hakkı yoksa, demokrasi de yok”,

Osman Bahadır: “Laiklik yoksa demokrasi de yoktur.” 


Fotoğraf: A.Şükran Demiralp, Mayıs 2013, Göztepe/İstanbul