15 Ekim 2013 Salı
12 Ekim 2013 Cumartesi
11 Ekim 2013 Cuma
BAYRAM KUTLAMASI
BAYRAMLAR HEPİMİZ İÇİN KUTLU OLSUNJ
Sevgi Kalkan'ın "Akşam Gazetesi" paylaşımı ile başlayan "Bayram" sohbetimiz:
Akşam Gazetesi - 25 Eylül 1934
ŞD: Pirzola'nın
"suni" olacağı günleri bekliyorum. Hayvanları öldürmeden:-)
Rev.2 Kasım 2013, "Andras Forgacs: Hayvanları öldürmeden deri ve et üretimi"
http://www.beyaznokta.org.tr/oku.php?id=438
Rev.2 Kasım 2013, "Andras Forgacs: Hayvanları öldürmeden deri ve et üretimi"
http://www.beyaznokta.org.tr/oku.php?id=438
SK: Şükran Hanım marketlerde et ürünlerinin içinde artık çok
az et var farkındamısınız, soya vs.. maddeler var...Etçil olmaktan kurtuluyor
insanlık yavaş yavaş galiba ne dersiniz ? Bazıları başka türlü protein
alamıyoruz, fiziksel güç bulamıyoruz diyorlar, ama alternatif protein
ürünleri oluşturuluyor sanırım bilim insanlarınca. Et yemeyenlerin şiddete
yatkın olmadıkları saptanmış birde...Yani vejeteryanlar şiddet sevmiyor,
savaşmıyorlar , daha çok sanat, bilim ve sporla uğraşıyorlarmış..İlginç değil
mi? Hele sürekli savaşların, şiddetin olduğu ülkelerde otçul beslense insanlar,
şiddet ve savaşlar biter mi, akılları başlarına gelir mi? kimseler kurban
olmadan şiddete sağlıklı, huzurlu yaşayabilirler mi ?
ŞD: Fiziksel gücü "et yemekte" bulanlar
bence kafalarını koşullandırmışlar. Sevgili hayvancıkların sütlerinde, yumurtalarında, kurubaklagillerde yeterince
protein var. Eskiye göre çok az et tüketen, meme kanseri de yaşamış bir kişi
olarak, şimdilerde kendimi çok daha iyi hissediyorum. İyi hissetmenin ötesinde
kanımdaki demir oranı da yediğim yeşil yapraklı sebzelerin de yardımıyla
oldukça iyi:-)) Aşırı tüketim insanların sinir sistemini, beynini olumsuz
etkiliyor. Aşırı protein, kafein ve birlikte tüketilen şeker, saldırganlığı
tetikleyebiliyor. Trafikteki terörden bu gibi maddelerin aşırı tüketilmesinin
de payı olduğunu düşünüyorum. Vejeteryanlarla ilgili araştırma gerçekten
ilginç:-)))
VE maalesef SEVAP kazanma TİCARETİ için yüzlerce hayvan ÖLÜM KAMPLARINDAlar:-(( 

ŞD: Yakındaki BAYRAM(!) kimin için BAYRAM(?); http://bit.ly/161IpHu
SK: Evet, hiç bir zaman sevemedim bu eski şaman adeti
kurban bayramını, ne ismini, nede kutlanma biçimini.Allah için kurban etme bana
hep çok saçma ve ilkel geldi, teolojik olarak da çok sorgularım bunu niye Allah
kurbanlar istesin? Allah tanımlarında kurban
isteyen bir özellik kalmamış olmalı artık bu çağda, hiç bir şey kurban
olmamalı.. Sosyal dayanışma yönü varmış eskiden proteinle beslenemeyen, et
alamayan yoksullar için, kutlama yapma yönü varmış falan...Ama bu koşullar,
yoksulluk bitirilirse sosyal yardımlaşma için falanda kalmaz gereği.., kutlama
yönünde çok saçma zaten, hayvancağızların ölümlerini mi kutluyoruz, birçok eski
toplumda var bu ritüeller ve çok kötü, hiç sevemedim, alışamadım çocukluğumdan
beri ramazan, şeker bayramını severim ben buna bayram bile diyemiyorum
ŞD: Halktan bir çok kişi de bu durumun farkında. Bir
şoför: "Çocukluğumda gözümün önünde kesilen kurbanın eziyetini gördükten
sonra et yiyemez oldum. Sağlığım da çok iyi:-))" diyordu. Daha bir çok
örnek var. MEDYA vbg ÖBÜR OKULLAR sadece resmi işlerine geldiği gibi çekerek
RANT sağlamak yerine, evrensel konularda iyileşmeye neden olabilecek artı değer
üretimine odaklanabilmeliler. Bu dünya hepimizin.
SK: Evet aslında hangi kültürde doğuyorsak aklımız ve
yüreğimiz sorgulama yapabiliyor ama önemli olan bu sorgulamalar sonrası
kültürün hangi öğelerinin iyi , hangisinin kötü olduğuna karar vererek devam
ettirmek veya vaz geçmek. Ölçüler , kriterlerde bilimsel
bilgi ve vicdan olmalı..Vazgeçmek lazım kültürümüzde bu var, illede devam
ettireceğiz dersek ve çocuklarımızı da kurban geleneklerine göre yetiştirirsek
hiç bir ilerleme olmaz...Ben asla çocuğum olursa kurbanı öğretmek
istemem..Kurbanı öğrenmeyen, kurban etmeyi, kurban olmayıda öğrenmez.
SK: Belki yazdığınız gibi çok kişi bu durumun farkında
ama sosyal baskılardan dolayı devam ettiriyorlar, ancak böyle konuşa konuşa,
bilimsel bilgileri aktara aktara tartışılır hale getirebiliriz de kurban etme
adetinden vazgeçer toplum yavaş, yavaş
, çok daha yararlı uygulamalarla bayram kutlanmaya geçilir, çocuklarda hayvan
öldürmenin , kurban etmenin bayram kutlamasıyla ne alakası olabileceğini
sorgulamak zorunda kalmazlar ilerde.. Gerçi gelişmiş dediğimiz batı
toplumlarında da bu tür adetler var gençler güçlerini kanıtlamak için
hayvanları toplu olarak avlamaya çıkıp katlediyorlar falan.. Umarım onlarda
sorguluyorlardır kültürlerindeki çağımıza uymayan geleneklerini..
ŞD: Evet, sorgulayabilen ve vazgeçenler var.
İspanya'nın bir bölgesinde BOĞA GÜREŞİ kaldırıldı diye biliyorum. Aslında
dediğiniz gibi, zaman içinde dünyadaki benzer durumları derleyip gözler önüne
sermeli.
SK: ortalama her 4 saniyede 1 fokun kafasına sopa
vurularak öldürüldüğü avlar var.. Kanada, İskandinav ülkeleri falan, :(
sırf Kanada'da 2004 av mevsiminde 365971 fok katledilmiştir...
http://www.hsus.org/…ut_the_canadian_seal_hunt.html
sırf Kanada'da 2004 av mevsiminde 365971 fok katledilmiştir...
http://www.hsus.org/…ut_the_canadian_seal_hunt.html

The Humane Society of the United States is the
nation's largest and most effective animal protection organization
ŞD: Yani AVRUPA BİRLİĞİ falan hiç bize hava
atmasınlar. Bu konu evrensel bir İNSANLIK AYIBIDIR. Her ülkenin hayvanlara,
doğaya karşı sabıka kayıdı oldukça yüklü!. Bu nedenle, başta GELİŞMİŞ ÜLKELER
olmak üzere, dünya çapında her ülke kendi geleneklerini vbg sorgulamalıdır!
ŞD: Gelenekler dışında bir de PARA hırsı nedeni ile
kafeslerde tıkılan, bilim için kullanılan, yatak için yolunan,... say say
bitmeyen durumlar da BÜTÜNün hakları için ilgilerimize muhtaç. Ve aşağıdaki haber umut veriyor:
13 Eylül 2013 Cuma
Kurban Bayramı
"Bayram"lar için...
Mayıs 2012'de yazılmış http://bit.ly/17j0fHJ linkinden alıntı: "Ulusal ölçekte yayın yapan TV kanallarının birisinde, kurban için getirildiği pazardan can havliyle kaçan bir danayı döverek kaçmamaya razı etmeye çalışan “insan”lar köylü ve eğitimsiz, bu sahneleri ana haberlerde –dana güreşi alt yazısı ve bir oyun havası eşliğinde- gösterirken neşeyle açıklamalar yapan spiker bütünlüğü idrak edememiş bir eğitimli kentlidir." VE....
Mayıs 2012'de yazılmış http://bit.ly/17j0fHJ linkinden alıntı: "Ulusal ölçekte yayın yapan TV kanallarının birisinde, kurban için getirildiği pazardan can havliyle kaçan bir danayı döverek kaçmamaya razı etmeye çalışan “insan”lar köylü ve eğitimsiz, bu sahneleri ana haberlerde –dana güreşi alt yazısı ve bir oyun havası eşliğinde- gösterirken neşeyle açıklamalar yapan spiker bütünlüğü idrak edememiş bir eğitimli kentlidir." VE....
8 Eylül 2013 Pazar
6 Eylül 2013 Cuma
3 Eylül 2013 Salı
DEMOKRASİ_Kavram Mutfağı İçin_1
DEMOKRASİ [ * ]
Not: Mavi yazılar link içerir.
Demokrasi, toplumdaki farklı bireylerle birlikte mutlu
yaşayabilme / sorunları çözebilme sanatıdır.
Birlikte mutlu
yaşayabilmek için, toplumu oluşturan bireylerin varoluşsal farklılıklarını da
gözardı etmemek gerekir. Yaşam alanı farklılığına uygun düzenlenemeyen bir
birey için “demokrasi” nasıl bir anlam ifade edebilir?
Farklılıklar insanlar
arasında, nörolojik, zihinsel, işitsel, görsel, ortopedik vbg olabilir. Daha farklı baktığımızda, farklı
öğrenme dereceleri, farklı inanışlar,… devam edip gidecektir. Farklı bireyler
demokrasiden pay alabilmek, seslerini duyurabilmek için örgütlenmeli,
farklılıklarını yazılı da mutlaka anlatabilmeli _B.Russell: “Söz Uçar, Yazı Kalır”_ ve taleplerini birer
politika belgesi [ ** ] olarak
düzenleyebilmelidirler. Kaldı ki, örgütlenme tüm bireylerin demokratik sorun
çözme araçlarındandır.
Farklılıklar
daha genel anlamda hayvan, insan, bitki, taş, toprak.. yaşam olarak adlandırdıklarımız
bütünün farklı parçalarıdır. Bu farklı parçalar, özde birçok ortaklık içerirler.
Bu nedenle, insanı, taşı, toprağı, ağaçları, hayvanları, aynı düzeyde
değerlendirmeye çalışmak ve özen göstermek kendi varlığımıza özen göstermek ve
korumaktan ayrı bir şey değildir. İşte
bu bilinç geliştikçe bütünün yararı korunabilir; farklılıklara
göre düzenlenmiş koşullamayan eğitim ile aklı,
irfanı ve vicdanı hür, korkmayan ve korkutmayan insanlarla “çoğulcu demokrasi”
mümkün olabilir. [ *** ]
Mikro / makro
düzeyler arasında bireysel farklılıklar hepimiz için geçerlidir. Bu
farklılıkların varoluşsal ve çevresel etkileri anlaşıldıkça, farklı davranan
insanlar doğru irdelenebilecek, yapısı nedeni ile uymayan görevleri üstlenmek
zorunda bırakılmayacaklardır. Öyle ise demokrasi, aynı zamanda doğru işler için
doğru kişileri seçebilen akıllar ile anlamına kavuşabilir. Aksi
takdirde demokrasi “amaç” olmaktan birilerinin tek doğrularını gerçekleştirmek
için “araç” olmaya; yani içi boşalmış ve etiketi kalmış bir şekle dönüşebilir.
Hayvan
Hakları için oluşturulmuş PB : http://bit.ly/15uhB9u
İşitme
engelliler için başlatılmış ve esas paydaşlar vazgeçtiği için yarım kalmış PB: http://bit.ly/XE0YNt
Tourette
Sendromlular için başlatılacak ve tamamlanacak PB: http://bit.ly/19iB2mW
[ *** ]: Demokrasi
için “olmazsa olmazlar” hakkında görüşler
(Cumhuriyet Bilim ve Teknoloji eki, 19-07-
2013):
Siyaset
Bilimci Prof.Ersin Kalaycıoğlu: “Sınırsız
itiraz hakkı yoksa, demokrasi de yok”,
Osman
Bahadır: “Laiklik yoksa demokrasi de
yoktur.”
Fotoğraf: A.Şükran Demiralp, Mayıs 2013, Göztepe/İstanbul
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)




