18 Aralık 2019 Çarşamba

MÜZİSYEN, PİYANİST, ARAŞTIRMACI OĞUZ DEMİRALP

Oğuz Demiralp'in Youtube kayıtlarından (solda, sarı alana TIKlayabilirsiniz):

(1)TANGOLAR:

Tango da farklı kültürlerin geçirgenliğinin ve yaşanmışlıklarla yeniden yorumlanmasının bir örneğidir:

İzleyeceğiniz bu ilk video sesli ve yazılı TANGO TARİHİ anlatımı ve bir Tango parçasından; Fransız besteci Carlos Gardel'den (1890 – 1935) "Por Una Cabeza", oluşur: https://www.youtube.com/watch?v=FnOvWQkWVP4

İtalyan besteci Gian Vittorio Mascheroni'den (1895 – 1972) Güllerin Tangosu (Tango Of Roses); ilk yorum: https://www.youtube.com/watch?v=hRAxv4TJI1E&feature=youtu.be, ve Oğuz Demiralp ilkinde armonik hata olduğunu söylediği için ikinci yorum: https://www.youtube.com/watch?v=3fJ3-SaS78k

Brezilyalı besteci Ernesto Nazareth'den (1863 - 1934):
(1) Delicado Macidade (Gençliğe Adanmıştır): https://www.youtube.com/watch?v=a5-OUjD_X64 ve 

(2) Beija- Flor https://www.youtube.com/watch?v=LzQwFfdzqRE

(3) Bregerio: https://www.youtube.com/watch?v=yHbD1C4RjsM


Necip Celal Andel (1908 - 1957) ilk Türk Tango bestecidir. "Suna" isimli tangoyu Oğuz Demiralp piyano için uyarlarken: https://www.youtube.com/watch?v=PrflH8umUOI

Tango ritminde bir Arjantin Halk Şarkısı: "Canción de Buenos Aires": 

https://www.youtube.com/watch?v=jW4on2IvYQE

ÇOK KISA ÖZGEÇMİŞ - Oğuz Demiralp kimdir?

Oğuz Demiralp, Yıldız Teknik Üniversitesi, Müzik ve Sahne Sanatları, Duysal Tasarım bölümünden mezundur.


https://www.youtube.com/channel/UCr0e7s5c9e5XFx22vIQp2XQ


A.Şükran Demiralp, 18 Aralık 2019

Devam edecek...

29 Ekim 2019 Salı

POPÜLER KÜLTÜR, İNDİRGEMECİLİK ...

Milan Kundera; Roman Sanatı'ndan: 

"İnsan, Husserl'in sözünü ettiği 'yaşam dünyası'nın uğursuzca karardığı ve varlığın unutulduğu gerçek bir indirgeme burgacı içinde bulunmaktadır. 

Peki ama eğer romanın var olma nedeni 'yaşam dünyası'nı sürekli bir ışık altında tutmak ve bizi 'varlığın unutuluşu'ndan korumaksa bugün her zamankinden daha gerekli olması gerekmez mi? Bana kalırsa evet. Ama ne yazık ki, roman da sadece dünyanın anlamını değil, eserlerin anlamını da indirgeyen indirgeme termitleri tarafından kemirilmiştir. 

Roman (kültürün tümü gibi) gitgide kitle iletişim araçlarının eline düşmüştür; bunlar, gezegen tarihinin birleştirilmesinin memurları olduklarından indirgeme sürecini genişletip yönlendirir; bütün dünyaya daha çok insan tarafından, herkes tarafından, bütün bir insanlık tarafından kabul edilebilecek basitleştirmeleri, klişeleri yayarlar. Ve farklı organlarında farklı politik çıkarların kendini göstermesinin de fazla bir önemi yoktur. Yüzeydeki bu farklılığın arkasında ortak bir zihniyet hakimdir. Time'dan Spiegel'e, soldan sağdan, Amerika'dan ya da Avrupa' dan birtakım politika dergilerinin sayfalarını karıştırmak yeter; hepsi de aynı içeriğe, aynı köşe yazılarına, aynı gazetecilik biçimlerine, aynı söz dağarcığına ve aynı üsluba, aynı sanat zevkine ve önemli gördükleri ya da anlamsız bulduklarına göre benimsedikleri aynı hiyerarşiye yansıyan aynı hayat görüşüne sahiptir. Kitle iletişim araçlarının politik çeşitlilikleri arkasında gizlenen bu ortak ruh, zamanımızın ruhudur. Bu ruh bana romanın ruhuna aykırıymış gibi geliyor. 

Romanın ruhu karmaşıklıkların ruhudur. Her roman, okuyucusuna şöyle der: 'Durumlar senin düşündüğünden karışık.' Bu, romanın ezeli gerçeğidir; ama sorudan önce gelen ve onu dışlayan basit ve hızlı cevapların patırtısı içinde sesini gitgide daha az duyurmaktadır. Zamanımızın anlayışına göre, ya Anna haklıdır ya Karenin; ve bize bilmenin zorluğundan ve ele geçirilemeyen gerçeklikten söz eden o eski Cervantes bilgeliği sıkıcı ve yararsız görünmektedir. Roman ruhu sürekliliğin ruhudur: Her eser kendinden önceki eserlere bir cevaptır, her eser romanın daha önceki bütün deneyimlerini içinde barındırır. Ama zamanımızın anlayışı romanı, son derece yayılmacı, son derece geniş yapısıyla geçmişi ufkumuzdan kovan ve zamanı sadece şimdiki ana indirgeyen güncelliğe dayandırmıştır. Bu sistem içine sokulan roman artık bir eser olmaktan çıkar (yani sürekli olmaya, geçmişle geleceği birleştirmeye adanmış bir şey) ve tıpkı diğer olaylar gibi güncel bir olay, yarını olmayan bir hareket haline gelir."

Roman'ın başına gelen hepimiz ve hatta her şey için; bilim dahil, geçerli görünüyor; * Popüler Kültür'ün indirgemeciliği, kutupsallaştırıcılığı, gözü kara yayılmacılığı, yıkıcılığı, tüketiciliği,... ile.
Derleyen: A.Şükran Demiralp, 29 Ekim 2019

* https://asukrandemiralp1.blogspot.com/2018/06/populer-kultur-propaganda-reklamlar.html

26 Ekim 2019 Cumartesi

İRDELEMELER: TARİHSEL KÖKLERE DOĞRU -Yayılmacılık, Kurnazlık, Sömürgecilik

 BİLİMSEL BİLGİ'nin gücü, hiç değilse günümüzde, aşağıdaki örneklerdeki gibi bilginin KÖTÜ kullanımını nasıl engelleyebilir? En yaratıcı çözüm bu olabilir; eğer bulabilirsek. 

Astrofizikçi Neil deGrasse Tyson

ÖRNEK -15.yüzyıl'dan:
@neiltyson: "Columbus, yaklaşmakta olan bir ay tutulması olduğunu biliyordu ve İspanya'ya geri dönebilmek için, yerlileri kazandıkları yiyecek stoklarını vermezlerse DOLUNAY'ı ORTADAN KALDIRMAKLA tehdit etti."



ÖRNEK - 19.yüzyıl'dan:  
Bilim Tarihçisi Osman Bahadır'ın yazısından: "Flaubert budalalığı keşfetmişti. Açık yüreklilikle şunu söyleyeceğim, bilimsel aklından o kadar gurur duyan bir yüzyılın en büyük keşfi bence budur. Elbette, Flaubert'den önce de budalalığın * varlığından kimsenin kuşkusu yoktu ama bu biraz farklı anlaşılıyordu:" http://asukrandemiralp1.blogspot.com/2017/06/bilim-ve-budalalk.html

Budalalık / Aptallık kavramına genel bakış: https://bit.ly/32QnInz


Örnekler / örnek linkler eklenmeye devam edecek....

Derleyen: A.Şükran Demiralp, 26 Ekim 2019

25 Temmuz 2019 Perşembe

Hangi İlaçlar Terletir?




Terleten İlaçlar:
  • Aspirin
  • Parasetamol 
  • İnsülin
  • Oral antidiabetikler
  • Antiemetikler
Kaynak: Dr. Tuncay Filiz

Aspirin, Parasetamol, İnsülin, Oral antidiabetikler genel olarak az çok bilindiği için, en azından benim daha az bilindiğini sandığım antiemetik ilaçlar hakkında genel bilgileri aşağıda derledim. Bu ilaçlar bir çok alanda kullanılan farklı türleri de içeriyor. Basit olarak emetik kusturucu madde / ilaç anlamında, antiemetik ise kusma ve bulantıyı önlemek için kullanılan ilaç anlamında. Aşağıdaki tablolarda görebileceğimiz gibi, kusma ve bulantıya iyi gelebilen ilaçlar aslında başka amaçlar için de kullanılabiliyor. Belki de siz bunlardan en az birini kullanıyor da olabilirsiniz. Bu durum bir konuyu hemen akla getirebilir; kusmayı gerektirecek durumlarda antiemetik ilaç kullanımı konusu? 


ANTİEMETİK İLAÇLARIN SINIFLANDIRILMASI; İKİ FARKLI KAYNAK:

(1):




(2):
*Farmakolojik etki kalıplarına göre antiemetik ilaçlar beş grup halinde incelenir:
• Tropan alkaloitleri-Parasempatolitikler 
• H1 -Antihistaminikler 
• Nöroleptikler-Antidopaminerjikler -Fenotiyazinler - Benzamit ve benzimidazolon türevleri 
• 5-Hidroksitriptamin (serotonin) antagonistleri 
• Vitamin B6 (piridoksin hidroklorür)
Kaynak: 
https://acikders.ankara.edu.tr/pluginfile.php/42648/mod_resource/content/0/Emetik%20ve%20Antiemetikler.pdf

ÖNEMLİ: Bu sınıflama içine giren her ilaç herkesi terletir denilemiyor. Bir örnek: Bir arkadaşımız, sanırım bir tür nöroleptik kullanımında terlerken ilaç değiştirilince diğerinde terlemesi kesilmiş. Elbette ilacın değiştirilmesi konusuna ilacı yazan uzmanla karar vermek gerekiyor. (İlacın doğrudan etkisi, terletme yan etkisinden daha fazla olabilir? vb...)

Sorulara göre derleme genişleyebilir.

Derleyen: A.Şükran Demiralp, 26 Temmuz 2019

24 Temmuz 2019 Çarşamba

İLAÇ – İLAÇ, HASTA - HEKİM, HASTA - HASTA, HEKİM – HEKİM ETKİLEŞİMLERİ ...


Bir öykü: Alerji, romatizma gibi sıkıntıları nedeni ile ilaç kullanan (Kortizon + İmuran+ 6 ayda bir kemoterapi), bronşiti, sigara kullanım geçmişi ve birinci dereceden akrabasında akciğer kanserinden ölüm öyküsü olan bir hasta, akciğer kanserine yakalanınca yoğun kemoterapi tedavisi başlıyor. 3 ay civarında aralıklı kemoterapilerden sonra yapılan tetkik ve tahliller sonucu ilk etap tedavinin yanlış planlandığı söylenip hastaya yeni bir ilaç kombinasyonu ile kemoterapi uygulanıyor. Tetkik ve tahlil sürecinde hastanın kan değerlerinin düştüğü; trombosit (kanın pıhtılaşmasını sağlayan) sayısında azalma, kan gazlarında düşüş ve tedavinin beklenen yararı ile çelişen diğer durumlar ortaya çıkıyor.

Hastanın öyküsünü bilen, rutin ilaçlarını aldığı komşusu eczacı İmuran ve Kortizon kullanımının hala devam ediyor olmasından şüphelenip tanıdığı doktorlara danışarak normalde bu ilaçların kanser tanısı ile sonlandırılması gerektiğini söylüyor. Hastanın aklı iyice karışıyor. Kanser deneyimi yaşamış ve eşi de bir bağışıklık sistemi hastalığı olan Behçet hastalığı dolaysıyla İmuran kullanan yakınına danışıyor. Bu yakını eşinin durumunu ve ilaçlarını da yakından izlediği için İmuran’ın bağışıklık sistemini BASKILAYAN (zayıflatan) bir ilaç olduğunun bilincinde: “KANSER de bağışıklık sistemi zayıflığı ile ilgili; bu durumda hem kanser, hem de Imuran + Kortizon kullanımının devamı gözden kaçmış bir durum olabilir mi?” diye düşünerek akciğerler konusunda bir uzmana danışıyor. Uzman: “Haklısınız. Imuran ve kortizon vücudun kansere karşı savaşını zayıflatan ilaçlardır. Ama alması gerekiyorsa yapacak şey yok. Doktorun bilmesi yeterli “ diyor.

SONUÇ:  Hasta doktoruyla konuşuyor. Bu hastanın koşullarında Imuran ve Kortizon kullanımı sonlandırılıyor. Kemoterapi devam ediyor.

ÖNEMLİ: Her hastanın koşulları kendine özeldir. Yeni ilaç kullanımının planlandığı aşamalarda halen kullanmakta olduğumuz ilaçları da uzmanlara mutlaka hatırlatalım.

Başka neler yapılabilir? 

A.Şükran Demiralp, 24 Temmuz 2019

19 Temmuz 2019 Cuma

Biz mi seçiyoruz?


Gen – Çevre Etkileşimleri

Seçimlerimiz ne kadar bireysel olabilir? Bunun bilincinde olursak neleri değiştirebiliriz?
Aşağıda bulduğum - derlediğim bilgileri gözden geçirerek anlamaya çalışıyorum.
Devam edecek...
A.Şükran Demiralp, 19 Temmuz 2019

(1): "Hayattaki Yanlış Seçimleriniz DNA Yoluyla Gelecek Nesillere Aktarılabilir
Yeni araştırmalar ilk defa, zayıf yaşam tarzımızın çevresel stres etkenlerinin ve travma izlerinin DNA boyunca gelecek nesillere aktarılabildiğini, potansiyel olarak çocuklarımızı zihinsel rahatsızlıklara ve obeziteye karşı daha eğilimli hale getirdiğini gösterdi.

Bilim adamları, kıtlık gibi önemli travmatik olayların izlerinin bir sonraki jenerasyonlara aktarılabildiğini zaten biliyordu; fakat ilk kez mekanizmayı onu gerçekleştiren şeyle beraber gözlemleyebildiler ve daha öncesinde kabul edilenin aksine yavrularımız için genetik olarak temiz bir sayfa açılmıyor.
DNA'mız devamlı olarak epigenom olarak bildiğimiz şey boyunca çevremiz tarafından değişime uğrar. Temelde epigenetik değişiklikler, DNA'mızdaki hangi genlerin yaşamımız boyunca kullanılıp hangilerinin kullanılmayacağına etki eden değişikliklerdir. Bu durum, sağlığımız üzerinde oldukça derin bir etkiye sahip oldukları anlamına gelir. Fakat bunun öncesinde, bilim insanları tüm bu epigenetik değişimlerin (diyet ve stres seviyelerimiz gibi şeylere etki eden) sperm ve yumurta hücreleri boyunca aktarılamadığını ve her bir jenerasyonun hayata temiz bir sayfa ile başladığını düşünüyordu.
“Tüm jenerasyonlardaki bilginin, yeni döllenmiş yumurtanın gelişimini düzenlemek için daha fazla bilgi eklenmeden önce sıfırlanması gerekmektedir. Bu, bir bilgisayar diskini yeni veriler eklemeden önce temizlemeye benzer,” Azim Surani, Cambridge Üniversitesi, araştırmaya öncülük eden kişi.
Ekibin insanlardaki bu epigenetik silme sürecini tanımlaması ilk defa mümkün oldu ve bu çevresel değişikliklerin tamamında temiz bir sayfanın açılamayacağı gösterildi. Aslında araştırma, DNA'nın yaklaşık %5'inin yeniden programlamaya karşı direnç gösterdiğini ve hatalarımızın bir sonraki jenerasyona aktarıldığını ortaya çıkardı.
Araştırmacılara göre, bu silinmeye karşı dirençli genler özellikle beyin hücrelerinde aktif durumdalar ve şizofreni, obezite ve metabolik bozukluklar gibi koşullar ile de bağlantılılar.
“Çalışmamız bize, bir sonraki jenerasyona aktarılmasa da potansiyel olarak gelecekteki jenerasyonlara aktarılabilecek epigenetik bilginin potansiyel genom bölgelerinin iyi bir kaynağını verdi.” Walfred Tang, Çalışmanın başyazarı. “Şunu biliyoruz ki bu bölgelerin bazıları farelerdekiyle aynı, bu durum bize onların işlevini incelemek için büyük bir fırsat sağlayabilir.”
Cell dergisinde yayımlanan araştırma, bize iyi genlerin sağlıklı çocukları sağlamak için yeterli olmadığını gösterdi. (DNA'mızı sağlıklı bir şekilde korumamız gerektiğini de...)
Hala tam olarak neyi aktarıp neyi aktaramayacağımız hakkında öğrenmemiz gereken çok şey var ve ekip şu sıralar bu çevresel değişikliklerin birden fazla jenerasyona miras bırakılıp bırakılamayacağı üzerinde çalışmalarını sürdürüyor."
Kaynak: Biyoloji - 08 Haziran 2015
Betül Cansu, Fizikist: Bu yazı, http://www.sciencealert.com/new-evidence-suggests-you-can-p… adresinde yer alan yazının çevirisine dayanmaktadır.


(2): “Epigenetics: The Science of Change”   

(3): Epigenetik fenomen, özellikle canlıların embriyodan yetişkin bireye doğru ilerleyen gelişim sürecinde gözlemlenen, hücre farklılaşmaları sırasında ortaya çıkan gen ifadesindeki değişikliklerde önemli rol oynamaktadır.

Epigenomik, epigenetik ve genom bilimlerinin heyecan verici yeni bir dalıdır ve tek bir genden çok daha büyük bir alanda, yani tüm genom çapında, meydana gelen epigenetik modifikasyonları inceler.


(4): "3.       Çevresel etkenler ağırlık mı? Öyleyse, çevresel etkenler herkes için geçerli ve diğer her şeyle (1, 2 dahil) etkileşimli değil mi?"