9 Ekim 2016 Pazar
Asıl tehlike nedir?
Kalıp:
"EVRENİN SERBEST KALMIŞ GÜÇLERİNE KARŞI KOYMAK KORKUNÇTUR.
FAKAT ASIL TEHLİKE, ELDEKİ EN İYİ BİLGİLERİN IŞIĞINDA .................. GÜCÜN RİSKLERİ ve ÖDÜLLERİYLE BİRLİKTE AKILCI BİR BİÇİMDE İRDELENMEMESİ, .................. GÜCÜN YAZGISINI KARANLIK TUTKULARIN BELİRLEMESİDİR!"
Not: Kalıp, Adrian Berry'nin "Bilimin Arka Yüzü" kitabından akılda kalanlardan belirlendi!
Derleyen,
A.Şükran Demiralp
20 Eylül 2016 Salı
Evinde Gürültü Yapana Ağır Ceza konusu ve değişik tablolar
Değişik tablolar için lütfen tıklayınız: http://bit.ly/2d7laN4
11 Eylül 2016 Pazar
COSMOS
"COSMOS"un KEŞFİ, KENDİ KENDİMİZİ KEŞİF YOLCULUĞUDUR!
Biz hem gökyüzü hem de yeryüzünün çocuklarıyız.
(1).........:-( ... FAKAT
(2) aynı zamanda başkalarına karşı şefkat, tüm çocuklarımıza sevgi, tarihten bir şeyler öğrenme, ve giderek zeka ve yeteneklerimize bir şeyler katma eğilimlerine de sahibiz.."
Hayatta kalabilmek; toplu bir refaha kavuşabilmek için (2)'deki eğilimlerimiz nasıl üstün hale getirebiliriz? Sorusunun ipuçlarını olağanüstü görüntü, kanıt ve anlatımlarla sunan BELGESEL DİZİSİ!
Carl Sagan: "Halk kitlelerinin ilgi ve yararına sunulmayan bilim MUTLU BİR AZINLIĞIN AYRICALIĞINA dönüşür. Araştırma ve buluşların halka maledilmesi gerekir."
Kaynak link: http://bit.ly/2cgBYvH
4 Eylül 2016 Pazar
EVRENSEL TEMEL GELİR! EK - 2
EK - 2: 23 Eylül 2017
Derleyen A.Şükran Demiralp, 23 Eylül 2017
2 Eylül 2016
Herkese, yaşam boyu, koşulsuz ve karşılıksız temel gelir, zamanı gelen bir fikir mi?
Aşağıdaki fotoğraflar Erdal Musoğlu'nun HBT'deki yazısından çekildi.
Not: Böyle yazılar link içerir.
2 Eylül 2016, Sayı: 23
EVRENSEL TEMEL GELİR konusunda bazı düşünceler!
Bireylerin yaşama
başlangıç koşulları doğmadan önceden başlayarak belirlenmektedir.
Yaşama başlangıç
koşullarımızdaki farklılıklar arasındaki fark arttıkça mutlu bireylerin sayısını artırabilme olasılığı nasıl artabilir? Mutsuz insan
sayısı arttıkça dünyanın gidegeldiği nokta günümüzde bellidir!
Bu farklar içinde, öncelikle, temel gereksinimler her
birey için olmazsa olmazlar olduğuna göre, ne olduğu, kim olduğundan bağımsız her
birey için varolan bu temel gereksinimler doğumdan ölümüne dek karşılıksız karşılanabilmelidir.
Günümüze dek süregelen tabloyu arada bazı bulanık durumların
dışında netleştirmeye çalıştığımızda dünya genelinde görünen yüzyıllar, hatta
binlerce yıllardır ne kadar değişti?
TABLO: Bireylerin bazıları kendilerini çok özel ve
armağanlandırılmış bir geçmişin kucaklarında şimdilere ve sonralara taşırken,
bazıları da çok özel ve cezalandırılmış bir geçmişin yükü altında doğuştan
ezilmeye mahkum edilmişlerdir. Bu tablonun anahtarı GÜÇ = PARA + MEVKİ + vs…
GÜNÜMÜZÜN SONUCU:
Ve biz ödüllerle bireylerin içinde bulunduğu geçmişten bu yana koşullarını
ödüllendirirken, cezalarla da bireylerin içinde bulunduğu geçmişten bu yana
koşullarını cezalandırırız; iyi daha daha iyi, kötü daha daha kötü olsun diye
mi? Büyük ölçüde sanırım hayır; olsa olsa bu kalıbı kıramadığımız ve çeşitli
nedenlerle DOĞRU
DÜŞÜNEMEDİĞİMİZ için olsa gerek!
BEKLENEN OLMASI
GEREKEN: Güçlüden güçsüzse transfer yoluyla sistemi DENGE DURUMUNA
YAKLAŞTIRABİLMEK olsa gerek ki burada EVRENSEL TEMEL GELİR uygulamasının dünya
genelinde kabul görmesi gerekiyor! Olagelen sömürü güçsüzden güçlüye
transferdi! Ve bu sömürü düzeninin bazı görünen sonuçları için(görünmeyen
daha neler var?) aşağıdaki linkleri de tıklayabilirsiniz:
·
Kıtlık
·
Çölleşme
ÖZELDE:
Genetik
geçmişlerinin ve diğer birçok koşullun etkisi ile gelişen nörogelişimsel
bozukların bazı bireylerde etkisi onların düzgün para kazanmalarını; temel
gereksinimlerini karşılamalarını engelleyici biçimde gelişebilir. Bu gelişimin
olumsuz etkilerinden bir kısmı da bireyin ve ailenin gelecekle ilgili yoğun
kaygılarının etkileşimi olabilir. Parasal
ve ortamsal gücü çok kuvvetli aileler, bireyler için bu bozukluklar pek sorun
oluşturmaz. Hatta bu sorunlar da onların gücünü artırabilecek propagandaların
bir parçasına dönüşebilir; hemen popüler olabilecek kitaplar yazılır, filmler
yapılır vbg.. Hatta bilimsel araştırmalara da destek ve yön verirler. Bunlar da
genel olarak insanlık için elbette yararlı olacaktır. Ancak, eğer sorununuz
parasal güce sahip olanlarda hiç görünmemişse veya çok yaygın olmadığı için birçok
kesimin; akademisyen, ilaç firmaları, vbg, ilgi alanı dışında kalabilecek bir
şey ise, o zaman iş zorlaşır. Sorun günümüzde neredeyse sadece o bireyin ve
yakınlarının sorun çözme yeteneğine bırakılır! Bir de daha temel
gereksinimlerini yerine getirmekte zorlanan aileler için durum nasıl olabilir?
Orta gelir düzeyindeki ailelerin bile zorlanacağı bu durumda birçok devletde
gelişen tüm sağlık destek mekanizmaları da yetersiz kalabilmektedir. Ek olarak,
bu destek mekanizmalarından en çok yararlanabilmenin koşulları bu bozukluğu
yaşayan bireyleri etiketleyerek sosyal yaşamdaki kaynaşma olasılıklarını da
azaltmaktadır. Herhangi bireyler için geçerli olabilecek EVRENSEL TEMEL GELİR bireyleri farklılıkları nedeni ile
ayrıştırmayacaktır diye düşünülebilir. Böylece, Maslow
Hiyerarşisi’nde daha üst basamakalara çıkabilecek bireylerin sayısı
artabilecektir.
Ayrıca,
bazı
öyle bireyler de var olabilirler ki üzerlerinden ne kadar çok baskı
kalkarsa üretim ve mutlu olma becerileri o derece artabilir. Bireylere
sağlanması gereken en değerli kısıt özgürlüğünün sınırları olsa gerek. Sahip
olma özgürlüğünün de sınırları belki EVRENSEL
TEMEL GELİR için daha rahat çizilebilir.
SÖMÜRÜ
ve sonuçları olan temel ihtiyaçları kullanılarak özgürlükleri elinden alınmış canlıların
yaşadığı bir dünya nereye doğru gidebilir?
Bence evet; Herkese, yaşam boyu, koşulsuz ve karşılıksız temel gelir, zamanı çoktan gelmiş bir fikir olabilir.
Derleyen,
A.Şükran
DEMİRALP, 4 Eylül 2016
31 Ağustos 2016 Çarşamba
SORGULAYABİLMEK!
SORGULAYABİLMENİN ÖNÜNDEKİ ENGELLER NELERDİR?
ÖNCE GENEL BİR BAKIŞ .. ..
Prof. Dr. Mehmet Şener:
ÇOK DİSİPLİNLİ ETİK KONGRESİNİN ARDINDAN yazısından
alıntı: ".....Bir
insanın etik temelde sorgulayabilmesi için, o insanın iradesinin herhangi bir
otoritenin vesayati / baskısı altında kalmadan karar verme özgürlüğüne sahip
olması , nasıl davranacağı konusunda seçeneklerinin elinden alınmış olmaması
gerekmektedir. " 31- 08-2012, Cumhuriyet Bilim ve Teknoloji eki
M.Tınaz Titiz, SORUNLARIN İNTİKAMI kitabı, SAHTE SANATLAR TOPLUMU'undan alıntı: "Örneğin sahte politikacı, sahte bilim adamı, sahte ekonomist ve sahte sanatçı öyle bir birlik kurmaktadırlar ki, birisine dokunduğunuz zaman hepsinin sesi çıkmakta, hepsi birbirini kollamaktadır. Çünkü bütün bu kesimler, varlıklarını ancak birbirinin desteği ile mümkün olabileceğinin bilincindedirler. Buradan şu anlaşılmaktadır: Eğer bu kesimlerden birisi yerine, gerçeği geçebilse, diğerleri dayanıksız kalacaktır."
Kaynak için sağı tıklayınız --> http://asukrandemiralp1.blogspot.com.tr/2013/10/sorunlarin-intikami-cozemeyeni-cozerler.html
30 Ağustos 2017, EK: Prof.
Ioanna Kuçuradi: "Acı çekmemizin nedeni bilgisizlik!
‘Aydınlanma' ile ilgili olarak 18. yüzyılda çok önemli
bir görüş getirmiş olan Kant,
“aydınlanmayı, kişinin kendi iradesiyle düştüğü toyluk durumundan çıkması,
bilmeye cesaret etmesi” olarak tanımlıyor. Günümüz dünyasındaki olayları
düşünerek, aydınlanmayı “KİŞİnin belirli bir durumda EYLEMDE
bulunurken, o konuyla ilgili BİLGİye ve ETİK DEĞER BİLGİSİNe dayanarak bunları
YAPMASI” şeklinde
dile getirmek istiyorum. ‘BİLGİ'den de, onu ortaya koyandan bağımsız bir
nesnesi (hakkında olduğu bir şey) olan ÖNERMELERİ / YARGILARI anlıyorum. Böyle
bir temele dayanarak düşünen, buna göre de kararlar veren ve eylemde bulunan
kişiler de, olan biten hakkında enformasyon eksikliğinden yanlış yapabilirler.
Ama böyle yapmayanlara oranla ÇOK DAHA AZ YANLIŞ YAPARLAR."
Kaynak için sağı tıklayınız --> http://asukrandemiralp1.blogspot.com.tr/2017/02/turkiye-ozgurlukler-raporu-ve-dusunce.html
Örnek: Etik değer bilgisi yoksa geriye kalan? Tıklayınız --> "Ceza ve Ödül"
Yorum:
Öyle ise, sorgulamanın önündeki en büyük engel bilgisizlik / bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olma derken bilgisizlik sadece bir konudaki bilgi eksikliği olarak algılanmaMAlıdır. Yukarıdaki alıntılardan da ulaşılan bilginin temelinde ETİK DEĞERLER BİLGİSİ = BİR İNSANIN ASLA YAPMAMASI GEREKEN TEMEL DAVRANIŞLAR BİLGİSİ anlaşılmalıdır.
Yorum:
Öyle ise, sorgulamanın önündeki en büyük engel bilgisizlik / bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olma derken bilgisizlik sadece bir konudaki bilgi eksikliği olarak algılanmaMAlıdır. Yukarıdaki alıntılardan da ulaşılan bilginin temelinde ETİK DEĞERLER BİLGİSİ = BİR İNSANIN ASLA YAPMAMASI GEREKEN TEMEL DAVRANIŞLAR BİLGİSİ anlaşılmalıdır.
Günümüzde varılan sonuç olarak en büyük engeli önce ETİK
BİLGİ TEMELLİ AĞ YAPISININ SOMUT BİR ÖRNEĞİNİN YOKLUĞU olarak görebiliriz.
Çoklu medyadaki popüler ayrıştırıcı kültür ürünleri de; belgeseller dahil, ETİK BİLGİ TEMELİNDEN yoksun uygulamalarla dolu değil mi? Neden?
Kaynak için sağı tıklayınız --> http://www.beyaznokta.org.tr/cms/images/BelgeselYapimcilariicinEtikGuvence2.pdf
Çoklu medyadaki popüler ayrıştırıcı kültür ürünleri de; belgeseller dahil, ETİK BİLGİ TEMELİNDEN yoksun uygulamalarla dolu değil mi? Neden?
Kaynak için sağı tıklayınız --> http://www.beyaznokta.org.tr/cms/images/BelgeselYapimcilariicinEtikGuvence2.pdf
Aksi bir örnek bilgisi olan var mı?
A.Şükran Demiralp
31 Ağustos 2016
12 Eylül 2017, EK: Prof. Betül Çotuksöken: "Asıl dikkat çekilmesi gereken nokta, bireyin kişi olabilmesinin olmazsa olmaz koşulunun, kişinin kendisiyle olan ilişkisini bilme edimi üzerinden kurmasının gerekliliğidir. Birey, kendisiyle olan ilişkisini, salt duygusal nitelikli, sezme, inanma vb. edimler üzerinden kurup, düşünme ve bilme edimine yer açmıyorsa; bu durumda kendini tanıma, durum değerlendirmesi yapabilme, sonunda da sorumluluk alabilme gibi bir noktaya ulaşması olsa olsa rastlantıya kalmıştır. Ancak baştan beri ya da öteden beri bilme edimiyle daha çok yaşama dünyasına yönelen, toplumsal olarak benimsenmiş, hiçbir biçimde eleştirilmeyen yaşama çerçeveleriyle olan bağını zaman zaman gözden geçiren, çeşitli düzlemlerdeki varolanı, bilme edimiyle mercek altına alan, varolana mesafe kazanabilen toplumlarda, toplumsal nitelikli ahlakla etik arasındaki uzaklığın daha az olduğunu ileri sürebiliriz."
Kaynak için sağı tıklayınız --> http://www.antalyafelsefe.com/2012/sunumlar/Betul_Cotuksoken-AFG-2012.pdf
7 Ekim 2017, CKM Seminer, EK: Prof. Betül Çotuksöken, Gerek ve Yeter Koşullar: "Gerçek için bilimsel bilgi gereklidir, ancak yeterli değildir. Yeterli olması ETİK DEĞERLER BİLGİSİ İLE OLASIDIR."

NOT: "Etik ve ahlak arasındaki bir fark:
- Etik daha çok ahlak üzerinde konuşur, sorgular, tartışır, düşünür, yargılar.
- Ahlak yöresel, Etik ise evrenseldir. Etik, evrensel kabul gören kurallardır."
Devam edecek...
21 Ağustos 2016 Pazar
APTAL_ Kavram Mutfağı İçin _ 2
APTAL KİMlerE DERLER?
Aşağıda, satırlardaki TIK kelimesi link içerir; tıklayabilirsiniz.
(1) Vikipedi'ye göre (TIK) APTAL; zeka, anlayış ve sağduyu eksikliği olandır.
Birinci YAYGIN neden; SÖZün arkasındaki TEMEL DEĞERLERİ de kullanma kurnazlığı gibi! * Yani APTALLIK; bütüne zarar verme ve kabul edilen vizyon, misyon ve özdeğer'e de zarar verme şeklinde burada da kendini gösterir!
Aşağıda, satırlardaki TIK kelimesi link içerir; tıklayabilirsiniz.
(1) Vikipedi'ye göre (TIK) APTAL; zeka, anlayış ve sağduyu eksikliği olandır.
(2) İktisat Tarihçisi, akademisyen Carlo M. Cipolla'nın (TIK) aptal tanımından aklımda kalanlara göre:
Büyük resimde kendine, dünyaya ve evrene HİÇ BİR YARARI olmayanlar; hiç bir değer üretemeyip varolanları da sömürüp yokedenler.
Büyük resimde kendine, dünyaya ve evrene HİÇ BİR YARARI olmayanlar; hiç bir değer üretemeyip varolanları da sömürüp yokedenler.
Bu aptallar, rahip / din adamı, kral, tüccar, siyasetçi, iş adamı / iş kadını( 11/10/2016 tarihinde eklendi), akademisyen ve günümüzdeki değişik yansımaları olabilir. Ve yüzyıllardır beyinlerimizi yıkayarak, kandırarak bizleri sömürürler.
SömüRÜLENden çok KURNAZ sömüRENe APTAL deniyor gibi hatırlıyorum nedense. Çünkü SÖMÜRENin silahı TEK DOĞRULARINA koşullamadır: Akılları yok etmek en büyük aptallık değil mi?
(3) Mantıklı insanlar aptal insanların hangi yoldan ve nasıl güç ve mevkilere ulaşmayı başardıklarını sorgularlar. Ve çözüm üretmeye çalışırlar. Şöyle ki:
"Anlaşabilmek, uzlaşabilmek için BİR KAÇ TEMEL İLKE yeterlidir" diyerek her alanda SÖMÜRÜYE NEDEN OLABİLECEK karmaşayı yok etmek isterler.. Ancak, bu da nesi? Bu temel ilkeleri belirleyeBİLENlerde de bir bütünlük görebilmek zor; sorunlar devam ediyor? Temel sorun o zaman çoğunluğun SÖZünü TUTa(!)maMAK gibi bir sıkıntısı var gibi görünür! Neden?
Birinci YAYGIN neden; SÖZün arkasındaki TEMEL DEĞERLERİ de kullanma kurnazlığı gibi! * Yani APTALLIK; bütüne zarar verme ve kabul edilen vizyon, misyon ve özdeğer'e de zarar verme şeklinde burada da kendini gösterir!
Aptallığın her kesimde benzer oranda olduğunu iddia eden C.M.Cipolla aptalların verdikleri zararın geldikleri noktanın gücüne göre arttığını söyler. Dolaysıyla en güçlü noktalara gelen aptallar en çok zarar verenlerdir.
Sorun Çözme Kabiliyeti'nin en büyük engelleyicisi de APTALLAR gibi görünüyor: C.M.Cipolla'nın tanımladığı APTAL kavramının içine DOĞRU DÜŞÜNEBİLME (TIK) kabiliyetinin yetersizliği de giriyor. İşte böyle APTALLAR, saflar vbg insanlardan kalıpları(TIK) sorgulamalarını beklemek nafiledir. Bu nedenle de örnek tavırlı(TIK) insanların da her kesimde belli bir oranda olduğunu biliyorsak bu insanların yolunu açabilmelerine destek olmak ve diğer APTALları gün yüzüne çıkarmak ve yalnız bırakmak değer üretir. Aksi durum olan APTALLARA destek vermek ise, SAFLIK tanımına girebilir.
Buradan vardığım sonuç:
APTAL: BÜTÜNLÜK kavramını algılayamayan ve hırslarına köle olan, bilim, din, etik vs demeden her alanın kavramlarını sömürü aracına çeviren belli sayıdaki bireylere uyan genel bir kavramdır.
19 Ağustos 2016 Cuma
MUTLU BİREYLERİN SAYISINI NASIL ÇOĞALTABİLİRİZ?
Rev-2
MUTSUZ BİREYLERİN SAYISINI NASIL AZALTABİLİRİZ?
MUTSUZ BİREYLERİN SAYISINI NASIL AZALTABİLİRİZ?
SEÇİMLERİMİZİN NE KADAR BİZİM? DAVRANIŞLARIMIZIN GENETİK, ÇEVRESEL ve GEN-ÇEVRE ETKİLEŞİMLİ KÖKENLERİ NELER OLABİLİR?
SONUÇLAR
VAROLUŞUMUZ; Fiziksel,
hormonal, nörolojik, psikolojik, sosyal, … = düşünce, duygu ve davranışlarımız
Düşüncelerimiz
duygularımızı ve dolaysıyla davranışlarımızı etkiler!
MUTSUZLUKLARI ve MUTSUZ BİREYLERİN SAYISINI NASIL AZALTABİLİRİZ? (1) Düşünme biçimlerimizi irdeleyerek
YANLIŞ DÜŞÜNME(Duyguların etkisinde):
·
Koşullama
·
Etiketleme; sabitleme
·
Abartma; Genelleme – Büyütme – Küçültme
·
Seçici Odaklanma
·
Sürekli yargılama
·
Suçlama - Savunma
DOĞRU DÜŞÜNME(Gerçeklerin etkisinde)
·
Neden – Sonuç ilişkilerini irdeleyerek:
o Kesintisiz,
yanlışlanabilir adımlar halinde(önce kendinden; kendini atlarsa diğerlerini
koşullamaya girer)
o En önemliden
başlayıp seçerek(etik değerler açısıyla bakarak)
o Gerçek ve
Doğruların farklı olabileceği
o Önceliğin her zaman gerçeğe verilmesi
Devam edecek…
|
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)









