21 Mayıs 2019 Salı

TÜKETİM TOPLUMU NASIL OLUNUR? EBE GÖMECİ - Malva Sylvestris (Bilimsel Adı) Örneği

Tüketim Toplumu Nasıl Olunur?

Örneğin, fotoğraftaki Ebe Gömeci gibi, toprakta kendiliğinden yetişen, özel bakım istemeyen bu güzelim çiçekli bitkileri çimlerle birlikte biçer, yerine özel toprak, gübre, bakım isteyen, satın alınan süs çiçeklerini dikeriz. 

Fotoğraf: A. şükran Demiralp

İnternette araştırırken, bu arada, Ebe Gömeci ile ilgili "şifa" haberlerine rastladım. Bu nedenle, "bitkisel, doğal" denerek rastgele amaçlarla kullanıma dikkat edilmesi için aşağıdaki olguyu da paylaşıyorum. 


Ebegümeci: Çocukluk yaş grubunda ilk kez belirlenen üst gastrointestinal sistem kanaması nedeni olabilir mi? 
https://dergipark.org.tr/download/article-file/560285

Derleyen: A.Şükran Demiralp, 21 Mayıs 2019

18 Mayıs 2019 Cumartesi

Mesane Kanseri - Mustafa Çetiner'in Yazısı ve Diğer Yeni Bir Çalışma Eki (2019)

(2) "Mesane kanseri, soğuk algınlığı virüsü ile öldürüldü (2019)

Bu çalışmada, 15 hastaya tümörleri yok etmek için ameliyattan önce bir hafta boyunca kanser öldürücü soğuk algınlığı virüsü olan coxsackievirus (CVA21) verildi.
Ameliyat sonrası doku örnekleri incelendiğinde, virüsün kanser hücrelerini öldürdüğüne ilişkin belirtilerle karşılaşıldı.
Virüsün, kanserli hücreleri öldürdükten sonra çoğaldığı ve diğer kanserli hücreleri enfekte ettiği, aynı zamanda diğer tüm sağlıklı hücrelerin sağlam kaldığı bildirildi.
Royal Surrey İlçe Hastanesinden çalışma lideri Prof. Hardev Pandha, “Virüs kanser hücrelerinin içine giriyor ve onları bir bağışıklık proteinini tetikleyerek öldürüyor. Bu da diğer bağışıklık hücrelerinin gelip partiye katılmasının sinyallerini veriyor.” diye konuştu."
(1) Mesane Kanseri - Mustafa Çetiner'in Yazısı (2016)

"Tümör önce kapalı ameliyatla temizleniyor (kazınıyor) ardından verem aşısı ile temizleniyor.

Bu klasik tedavinin yanıt vermediği olgularda mesane tamamen çıkartılabiliyor ve yerine bağırsaktan yeni bir mesane yapılıyor." 





28 Nisan 2019 Pazar

Düşünce Özgürlüğü yoksa İfade Özgürlüğü Nasıl Olabilir?



"(1) 1789 Fransız Devrimi sonucu klasik demokrasi ile gelişen liberal devlet anlayışı, toplumsal düzenin salt eşitlik ve özgürlük ilkeleri ve güvenceleri ile sağlanıp sürdürülebileceğini varsayan bir anlayışı temsil etmekteydi. Bununla birlikte bu süreçte liberal devlet anlayışının ve kapitalist sistemin yarattığı sosyal eşitsizliklere karsı gelişen düşünsel ve eylemsel tepkiler, liberal devletten sosyal devlete geçisin en önemli unsuru olmuştur (Güven, 2001: 80).
........
(2) 1980’li yıllardan itibaren devletin küçülmesi söylemi ile kabul görmeye başlayan küresel neoliberal politikalar; özelleştirme politikaları, uluslararası sermayeye yönelik engellerin regüle edilmesi kalkınma ve sanayileşme politikalarının kapitalistleşmiş merkez ülkeler tarafından kontrol edilmesi şeklinde somutlaşmıştır. Özelleştirme politikaları, tekelci sermayenin önündeki rekabet engellerinin kaldırılması ya da gelişmekte olan ülkelerin kalkınma aracı olarak kullandıkları uluslararası kuruluşlar ve çok uluslu şirketlerin ulusal piyasaların kontrolünü ele almasına hizmet etmiştir.

(3) Üçüncü yol, sosyal devletin ortadan kaldırılmasına karşı durmakta ancak, neo-liberal küreselleşmenin aşırılıklarını kınamakla yetinmiş ve buna karşın ciddi bir alternatif sunmamıştır. (Marliere, 2007: 77)

Üçüncü yolda özgürlük, eşitlik, fırsat eşitliği, adalet, hakkaniyet ve sorumluluk ilkelerine yüklenen toplumcu anlamlar ile yoksulluk sorununun çözümünde devlete yüklenen sorumluluklar hususunda neo liberal uygulamalarla gösterdiği uyum üçüncü yolun aslında bir saman alevi gibi dönemsel olarak parlayıp sonrasında liberal ekonominin kapitalizme dayalı sermaye birikim stratejisine uyum sağlamaya yönelik bir evrime uğradığını söylemek yanlış olmayacaktır." 

http://hukuk.deu.edu.tr/wp-content/uploads/2016/05/%C5%9Fafak_topuzkanam%C4%B1%C5%9F_2.pdf: "Neoliberalizm, toplumsal bağları çözmekle suçluluğu arttırabilir; uç politikaları, nasyonal ve/veya dini hareketleri teşvik edebilir ve böylece insan haklarına olan saygıyı zayıflatabilir." 

Osman Bahadır: 
"Toplumsal özgürlüğün temel dinamiği ve garantisi, düşünce özgürlüğüdür. Düşünce özgürlüğü ile kastettiğim şey ifade özgürlüğü değil. Zihinlerimizde yerleşmiş ve kökleşmiş olan binlerce yıllık dogmaların etkisinden sıyrılabilmiş olma halidir. Bunu başarmanın araçları da bilim, felsefe ve sanattır. Buna özgür akıl demeyi tercih ediyorum. Dolayısıyla her zaman savunduğumuz 'akıl ve bilim' yerine, 'özgür akıl ve bilim' demeyi tercih ediyorum. Çünkü akıl herhangi bir hedefe veya çıkara bağlı olarak araçsallaştırılıyor ve büyük çoğunlukla karşılaştığımız "akıllar" da bu tip akıllar. Özgürlüğün düşünsel özgürlük dışında başka boyutları da var elbette. Ama insanlık tarihine baktığımızda en önemli, en belirleyici ve fakat kazanılması da en zor özgürlüğün düşünce özgürlüğü olduğunu görebiliyoruz. Eşitlik (toplumsal ve bireysel) sorunu da özgürlük sorununun ayrılmaz bir yönü."

Düşünce Özgürlüğü yoksa İfade Özgürlüğü Nasıl Olabilir?


Derleyen: A.Şükran Demiralp, 28 Nisan 2019, 
29 Mayıs 2019 (dergipak linkinden alıntılar eklendi), 
30 Mayıs 2019 (Dokuz Eylül Ünv. linkinden alıntı eklendi).

Devam edecek...

27 Nisan 2019 Cumartesi

Her birimizin beyni kaç kişilik? mi?

24 Aralık 2018, Kaynak: https://asukrandemiralp2.blogspot.com/2018/12/turkiyeden-whoya-bir-seslenis.html linkinden alıntılar:

"......

Nöroetik, kişinin “Sosyal Benliği”ne, “Ben”in diğer “benler”le nasıl etkileşim kurduğuna değinir. “Ben”i diğer “benler”den ayırdığımız zaman “sosyal ben”liğimizi yok ediyoruz. 
.......
En olumlu sonuçları öncelikle çevre “ben / biz”im ihtiyaçlarım(ız)a yaklaştığında ve o konum dengeli sürdürüldüğünde alabiliriz.
Bu şu demek:
Önce benim karnım doyacak, soluk alabileceğim, barınabileceğim, cinselliğimi yaşayabileceğim. Sonra, arkadaşlarımın olabileceği, yeteneklerimi farkedip kullanabileceğim vs ortamlara ihtiyacım var. Bunları elde etmem için kimseye ödün vermem gerekmiyor; çünkü “ben”im düşüncelerimi özgürleştirecek akla ve gerçeklere kavuşabilmem için bu temel ihtiyaçlar koşulsuz varolmalı.Bu dünyayı değiştirelim. Çünkü temel ihtiyaçları kullanarak beyinleri kendi amaçlarına göre yıkıyor ve bağımlılıklar yolu ile temel ihtiyaç olmayan şeyleri de temel ihtiyaç gibi algılatıyor. Uyuşturucuları serbest bırakmak kişisel özgürlükler anlamına gelmez. Düşüncelerimizi özgür bırakabiliyor musunuz? Seçimlerimiz gerçekten bizim mi? Her yer beyin yıkayıcı dolu. 
.....
Halbuki yüzyıllardan günümüze olagelen gerçek ne?
Farklılıklarına rağmen yeteneği ön plana çıkabilmiş birçok insanın arkasındaki şey çevresel güçlü destekler değil mi?
.......
Daha iyi bir çevre için, daha sağlıklı düşünebilen insanlara ihtiyacımız var. Bunun için de koşullamayan bilim ve sanat merkezleri, beyinlerimizi yıkamayan kitle iletişim araçları, içimizdeki “mantıksız enerjiyi” yönlendirebileceğimiz doğal spor alanları, yürüme yolları, ağaçlar, önce içebileceğimiz ve sonra yüzebileceğimiz temiz sular vb istiyoruz."

A.Şükran Demiralp, 27 Nisan 2019


30 Mart 2019 Cumartesi

SAVAŞ, KAÇ, DON / BELKİ DE SAKİNCE BEKLE?

Bir kaç yıl önce, oldukça iri bir sokak köpeği ile dost olmuştuk (Oğlumla Kafka adını vermiştik). O zamana dek tanıdığımız köpeklerden çok farklıydı. Bir kez bile havladığını ve herhangi bir canlıyı kovaladığını vbg hiç görmedik. Başka köpeklerin bir araya gelip ona havladıkları bir gün gösterdiği tepki sadece onların karşısına geçip sakin, sağlam bir duruşla  gözlerine bakmak ve beklemek şeklindeydi. Ve diğer köpekleri bu şekilde kısa bir süre içinde susturdu. 

Yine tanıyabildiğimiz diğer köpeklerden çok farklı olarak, aşırı ilgi göstersek de soğukkanlılığını hiç yitirmezdi. Onu yaşadığımız bölgenin çok çeşitli yerlerinde gezerken ve yatarken görürdük. Hiç bir yerde herhangi bir köpekle kapıştığını da hiç görmedik. Hiç bir kediyi de kovalamadı ve hiç bir insanla da herhangi bir sorun yaşamadı. 


Fotoğraf -2016 - Kafka,  A.Şükran Demiralp

Ancak bir çok sokak köpeğinin aşırı duygularımızı, sevmek / korkmak, aşırı hareketlerimizi, koşmak, kaçmak, çoşkuyla yaklaşmak gibi,  böyle sakin karşılayamayacaklarının bilincinde olmalıyız.


Bir çoğumuz kedilerin kendilerini savunmak için bazı durumlarda ağaçlara tırmandıklarını, ancak bazı durumlarda da kabarıp, iri görünerek, yerlerinde donakaldıklarını izlemişizdir. Bazı diğer durumlarda da, kedi cesurca mücadele eder. Yine oğlumun bir gözlemini aktarıyorum: 

"Epeydir tanıdığım beyaz bir erkek kedi, yemek yerken sokakta, iki tane iri köpek yanına yaklaştı. Kedi birden yerde zıplayarak bir karateci çevikliği ile, önce sağındaki köpeğe 'poh" gibi bir ses çıkararak, sonra solundaki köpeğe benzer şekilde karşı koyarak ikisini de yanından uzaklaştırdı."

Ve anne kedileri çoğumuz biliriz. Yavrularını korumak için, herhangi bir tehdit sırasında nasıl büyük bir cesaretle mücadele ederler.

Bizlerin bu tür tepkileri de çok farklı değil değil mi? 


Derleme - 30 Mart 2019,  A.Şükran Demiralp

17 Mart 2019 Pazar

Nörogelişimsel Bozukluklar, Nörodejeneratif Hastalıklar

Nörogelişimsel Bozukluklar:
https://asukrandemiralp2.blogspot.com/2018/09/norogelisimsel-bozukluklar.html

Bir Nörogelişimsel Bozukluk; 
Tourette Sendromu: https://asukrandemiralp2.blogspot.com/2018/09/tourette-sendromu.html

Birincil ve ikincil Tik Bozuklukları: 
https://asukrandemiralp2.blogspot.com/2018/10/tik-bozukluk-kategorileri.html

Nörodejeneratif Hastalıklar:
https://asukrandemiralp2.blogspot.com/2019/03/norodejeneratif-hastaliklar.html

Bknz yorum: "Tourette sendromu dışında tiklere neden olabilen diğer sendromları/hastalıklar arada gizli kalmış; onları ön tarafa alıp vurgulamakta yarar var. Popüler medyada tikler ile Tourette sendromunu eşleştiren ve diğer sebeplere değinmeyen yayımlar nedeniyle genel kitlede tik deyince otomatikman Tourette çağrışıyor. Diğer sendrom ve hastalıkları kesin vurgulayın derim" önerisi üzerine ek: https://asukrandemiralp2.blogspot.com/2018/10/birincil-ve-ikincil-tik-bozukluklari.html

A.Şükran Demiralp, 17 Mart 2019

A.Şükran Demiralp