Çözülemeyen sorunların kökünde, öncelikle sorunu iyi
tanımlayamamak yatar. Günümüze dek toplumların sorun çözme ve varlıklarını
sürdürebilme ilişkisi, kitabın arka yüzünde özetlenmiş: Günümüzde, enerji =
> Bir damla petrol = Bir damla kan ilkesi
Sorun Çözme Kabiliyeti(SÇK) _ezber, kök sorun, hayalet
sorun, sorun kimyası gibi_ Tınaz Titiz(TT)’in dilimize kazandırmaya çalıştığı
kavramlardan. Bir ortak akıl ürünü olarak derlenen kitapta bireysel, kurumsal,
toplumsal ve toplumlararası(koz kavramı) gibi konularda SÇK işlenir.
Kitap, SÇK yetmezliğinin başlıca kaynaklarını:
·
Kısır sorun çözme kültürü
·
İstismara açık alanlar
·
Birey yerine tebaa üyeliği
·
Vizyonsuzluk,
·
Kritik aydın
kütlesi oluşturamamışlık
·
Sorgulanmazlık
·
Sanatın gelişmeye etkilerinin idrakindeki
yetmezlik
olarak açıklar. Toplumdaki kısır sorun çözme kültürünün
ahlaksal tabanını inceler. Ezber / sorgulanmazlık kültürü ve İkili Kalıtım
Kuralı(İKK); gen kültür ilişkisi varsayımı ile, kısır sorun çözme kültürünün
kuşaklar arası geçişini gözler önüne serer.

“Eğitimden, teröre dek İnce ince tanımlanan sorunlara nasıl
çözüm bulunabilir / SÇK nasıl geliştirilebilir?” İçin bazı seçmeler:
·
Toplumsal tümörlerin oluşumu ve metastazında kök
nedenlerden olan ve biat-itaat kültürünün beslediği ezber / sorgulanmazlık /
bilimsel kuşkuculuktan habersiz eğitime karşı, yaşamın bir öğrenme olduğu,
yaşamdan bağımsız bir öğrenmenin olamayacağı ve ne öğreneceğine bireyin ancak
kendisinin karar verebileceğini önemle vurgular: http://bit.ly/15p3Qmc
·
Yine eğitimin en önemli bölümünün (%90) öbür
okullarda olduğuna dikkat çeker; filimler, diziler, medya, reklamlar gibi. Ve
“senaryo temelli eğitim”in her iki okul türündeki önemini açıklar: Sanatın
gelişmeye etkilerinin idrakinin geliştirilmesinin yolları için: http://bit.ly/V8q6PC
·
Sorunların yaratıcı çözümlerinin, ancak ve ancak
tüm paydaşların katılım ve katkısı sonucu “ortak akıl” ile bulunabileceğini
topluma anlatabilmenin örnekleri olan Beyaz Nokta Soruları: http://bit.ly/1dnwKfe
·
Bir insanın en önde gelen temel hak ve
özgürlüğünün koşullanmama hakkı olacağı, insanların gözardı edilen “korkmama =
haklarını kullanmaktan korkmama” özgürlüğü olduğunu, bunun içinde de bir düşünceyi
ifade edebilme özgürlüğü, inanç özgürlüğü vbg vurgular! İşte bu temel hakları
dikkate almayan, itaatkar bireyler yetiştiren koşullandırıcı eğitim nedeni ile
aydın kesim de, niteliksel bir kök sorun olarak son derece zayıf işlevsel bir
konumdadır.
Kitap, SÇK’nın gelişebilmesi
için, önce birey olabilmenin ve bir arada yaşayabilmenin önemini vurgular! Anne
ve babaların çoğu soruna, çocuklarının birey olabilmeyi öğrenmelerinin bir
fırsatı olarak bakabilmelerini, bu açıdan milyarda bir olasılıkla olabilecek
zararlara odaklanmamalarını, aksi takdirde hep korunmaya muhtaç zayıf
karakterler yetişeceğini örneklerle göstermeye çalışır. “Sorunlar, çözüm için doğru
sorulara çevrilebilir!”
“Bir ağaç gibi tek ve hür ve bir
orman gibi kardeşçesine” yaşayabilmek, kendi ayakları üzerinde durabilen ve, bir
iç ve dış liderden komut almaksızın bir uyum içinde hareket edebilen “küme
zekası”na sahip bireyler için geçerli olabilir. Böyle bireyler, toplumda inanç
ve bilim çatışması gibi “vakum(kökü Latince Vacare boş olmak)= boşluk”
alanlarının bırakılmaması, ortak temel doğrular ile doldurulması, aksi durumda,
en ufak farklılıklarda sürekli bölünmeye gidileceği gerçeğinin farkındadırlar.
Farklılıkların her türünü anlamaya çalışan, bir kurtarıcı bekleme
tembelliğinden sıyrılarak, yaratıcı çözümleri ortak akıl ile belirleyebilen;
“ortak vizyon” geliştirebilenlerin varlıklarını sürdürebilecekleri bilimsel bir
gerçektir: “Küçük detaylarda bölünüp yokolmak yerine büyük resimde birleşerek
yaşamı sürdürebilmek!”
Şikayet etmeyi bırakıp doğru[*] düşünmek, etik davranmak ve kendini geliştirip
gerçekleştirerek toplumsal, evrensel gelişmeye katkı sağlayabilmek bütünün
haklarını korumayı vizyon edinebilmek için nitelik(eğitim, zeka, ruhsal, ahlak
bileşenlerin bir fonsiyonu olarak)li insanlar arası etkileşim ağları kurma, bunun
için Politika Belgeleri düzenleme gibi değer üreten eylemlere teşvik eder..
Çözüme giden yol için kitaptan kısaca:
“Gerçek” bir başlangıç noktası lazım!
Gerçek ve doğru(lar) farklı olabilir. İlk peşinden koşulması gereken
“gerçek”,ne(ler)in “doğru” olduğu ise ardıl adımlardır.
Manzara-i umumiyeden memnun olmayanların, ilk peşine düşmeleri gereken,
üzerinde uzlaşıya varılabilecek gerçek(ler)in neler olduğu, sonra da nelerin
yapılmasının doğru olacağıdır.
“Gerçek”ler ancak yanlışlanabilir gözlemlerle ortaya konulabilir; yani
bir kişinin –ne denli inanırsa inansın- saptadığı bir gerçek bu tanıma göre
gerçek değil, sadece bir kanaattir, hatta bir yanılgı dahi olabilir.
Görünen gerçeğe göre yapılacak doğru davranış örneklerinde nitelikli
bireylerin biraraya gelebilmesi, genel SÇK’ni artırabilir. Yukarıdaki
linklerdeki imza kampanyalarına katılım için ne düşünebiliriz?
[*] TT: Rasyonel (nedensel) ve kritik (eleştirel) düşünme genelde
birbiri yerine kullanılabiliyor. Halbuki; rasyonel
düşünme, neden-sonuç bağlantılarını kesintisiz ve yanlışlanabilir adımlar
halinde düşünmek; kritik (Yunanca-
iyiyi kötüyü ayırmak, kalburdan geçirmek, ayırt etmek) düşünme ise, bir sonuca yol açan çeşitli nedenleri
ağırlıklandırılarak düşünmek olup, bu
iki bileşen ancak “birlikte” kullanıldıklarında “doğru” olarak nitelenebilir
düşünme ortaya çıkıyor. Bu birliktelik sağlanmadığında, herhangi bir sonuca
yol açan ve kritik düşünme bileşenine göre az önemli olan –kişinin duyguları
doğrultusunda- herhangi bir nedenin, sonucu belirleyen esas neden olduğu
savunulabilir ki bu durumda nedensel düşünce tamamen işlevini kaybetmektedir.
Rasyonel ve kritik düşünme bileşenlerin tanımlarının dahi önemsenmemiş oluşu,
sorun çözme kabiliyetinin önemli bir gereği olan doğru düşünebilme aracından yoksun
kalındığını gösteriyor.
