19 Haziran 2013 Çarşamba

TRAFİK DURUMU İÇİN BİR İRDELEME


Rev 2: 15 Mart 2021: "*TÜRKİYE'NİN YILLIK PETROL TÜKETİMİ 25 MİLYON TON'DUR.

/--------------------------------------------------------------------------------------/

*İSTANBUL'DA YAKLAŞIK 2.500.000 ARAÇ BULUNUYOR

BUNLARIN YAKLAŞIK 18.000'İ TİCARİ TAKSİ

VE YILDA 4.500.000 TON BENZİN TÜKETİLİYOR

İSTANBUL'DA BİR GÜNDE YAKLAŞIK OLARAK,

ORTALAMA 300 ARAÇ TRAFİĞE YENİ OLARAK GİRİYOR."

/--------------------------------------------------------------------------------------/


"İSTANBUL'DA BİR GÜNDE YAKLAŞIK OLARAK, ORTALAMA 300 ARAÇ TRAFİĞE YENİ OLARAK GİRİYOR!” (2013)

Anlayışıma göre, bu durumda, 1 günde 300 yeni araç trafiğe girerse, ertesi gün bir önceki gün ile birlikte 600 araç trafikte olacak demektir. Bu şekilde devam edersek, 10. Günde trafikte 3 bin, 100. günde 30 bin, 300. Günde 90 bin ve 1 yılda 100 binin üstünde araç trafiğe eklenecek demektir.

2010 Aralık ayı itibarıyla, 15 Milyon civarı aracın trafikte olduğu söyleniyor.

İyimser bir tahminle, yıllık araba artış sayısının 100 bin olarak sabit olduğunu varsaysak bile, 2012 Aralık ayı için, en az 200 bin araç trafiğe eklenmiş demek oluyor.  SORU 1: Alt yapı; yollar ve otopark alanları ve sürücülerin kurallara uyma titizlikleri bu artışı karşılayabiliyor mu?

ÜLKE
Karayolu %
Denizyolu  %
Havayolu  %
Demiryolu  %
Amerika
27.2
24.0
10.5
38.3
Türkiye
95.0
0.8
0.2
4.0

Üç  tarafı denizle çevrili ülkemizde ulaşımın denizden karşılanan payı %1’in altında, demiryolundan  ise %5’in altında? ULAŞIMIN %95’i KARAYOLUNDAN karşılanıyor.  Tabloda Amerika’ya bakar mısınız?

Bilim, akıl, sezgi,…  tablo açık! Kazaların maddi boyutu 650 MİLYON DOLARI AŞTI. MANEVİ BOYUT? (2013)

Rev.2 30 Ağustos 2016

"İstanbul’un kronik trafik sorununun maliyeti? Metodu belirsiz hesap örneklerinden: Benzin ve asgari ücrete göre hesaplanan maliyet yılda 1.5 milyar Dolar (18.01.07)... 
FSM Köprüsü’nde 2 şeridin 3 ay trafiğe kapatılmasının yakıt ve iş kaybı maliyeti 90 milyon TL. Buna uluslararası transit araçların 54 milyon TL ulaşması beklenen ticari zarar ve ceza da eklenince fatura 144 milyon Lirayı aşıyor (23.06.12)... 
TBMM’e sunulan araştırma önergesine göre 45 dakikalık trafik tıkanıklığının bedeli yılda 2 milyar Doların üstünde (28.11.07)... 
Harcanan zaman, iş gücündeki kayıplar, fazla yakıt tüketimi yıllık kayıp 5 milyar 40 milyon TL (29.10.12)." Kaynak: http://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarhp/trafik-derdine-care

SORU 2:  NEDEN İSRARLA KARAYOLU?

5 yorum:

  1. Haklısınız hocam,otoyollar yapılırken demiryollarının da yapılmasına olanak sağlamaları lazım.. Doğu ekspresi, batı ekspresi, karadeniz ekspresi.. gibi çok hoş olurdu kazanılan zaman da cabası..
    Selamlar.

    YanıtlaSil
  2. Türkiye üç tarafı denizlerle çevrili bir yarımadadır!

    YanıtlaSil
  3. "Kara, hava, deniz ve raylı sistem. Bir kısmında kullanıyoruz bile!

    Ali Akurgal Y
    28 Haziran 2017
    Kara, hava, deniz ve raylı sistem. Bir kısmında kullanıyoruz bile!
    1969’da, ilk defa İsviçre’ye gittiğimde dikkatimi çekmişti: Bizde, lokomotiflerin tepesinde daha çok “ışıldak” olarak nitelenebilecek, makinistin gittiği yolu gündüz gibi aydınlatan ”far” vardı; İsviçre’deki lokomotiflerde ise, neredeyse 3-5 metre önünde, ancak elindeki kağıdı okumaya yetecek kadar ışık veren cılız bir aydınlatma.

    Bir İsviçreli’ye bunu sorduğumda “Lokomotifin rayları kaybetmesi olanaksız, o zaman fazla ışığa ne gerek?” diye yorumlamıştı durumu. Doğru, taşıtlar / araçlar arasında “yolu en belli olan” raylı sistemler. Dolayısıyla bunların “sürücüsüz” kılınması görece kolay. Zâten öyle de yapılıyor. İstanbul’da Kadıköy-Kartal metro hattı, istenirse makinistsiz olarak da çalışabilecek yapıda. En azından açılışta reklamı öyleydi.

    Uçmak, insancıl bir eylem değil. Bizler, karada yürüyebiliyoruz, denizde yüzebiliyoruz ama, uçmayı başaranımız henüz çıkmadı. Bu nedenle bir uçağın pilotsuz uçması bizi korkutuyor, en azından endişelendiriyor. Halbuki, üç boyutta hareket edebilme olanağı ve milim milim “izlenecek” yol olmaması işleri kolaylaştırıyor. Hava sahası geçilebilecek koridorlara ve batıya giderken ayrı, doğuya giderken ayrı yükseklik dilimlerine ayrılmış durumda.

    Bu nedenle, uçaklar, kurallara uyduklarında, hiçbir zaman halk deyişi ile “kafa kafaya” gelmiyorlar. Eh koridorlar da belliyse ve bu koridorlar içerisinde kalmak kaydıyla izinizi kilometrelerce kaydırabiliyorsanız, kontrol oldukça kolaylaşıyor. Savunma amaçlı kullanılan İHA’lar, diğer taşıtlara göre bu nedenle kullanıma kolayca verilebildi. Ticari uçaklar da, “otomatik pilot” ile yol alıyor, ancak iniş ve kalkışlarda gerçek pilot kumandasına ihtiyaç gösteriyorlar.

    Deniz trafiği de hava trafiği kadar olmasa bile otomatik olmaya yatkın. Burada denizin yüzünde kalmak zorunluluğu var, üç boyutlu değil, iki boyutlu düzlemdesiniz. Gene koridorlar var ve burada, özgürce yol alabiliyorsunuz. Denizde de otomatik pilot kullanımda.

    Kara trafiği ise sürücüsüz araçlar için, en karmaşık ve zor olan trafik. Karada şerit çizgileri ile ayrılmış şeritler var. Şerit değiştirmek gene kurallara bağlı. Trafikteki araç sayısı, diğer ortamlara göre çok yoğun. Tanımlanmış yol metrekarelerine düşen araç sayısı, karada, hava ve denizdekine oranla çok yüksek. İşte kara taşıtlarının sürücüsüz kılınmasındaki en büyük zorluk burada. Dahası şeridin içinde konumunuzu belirlediğiniz GPS sistemi, eğer sıradan bir ürünse, 4-5 metre yanılma yapabiliyor. Bu kadar yanılma denizde ve havada önemsiz. Ama karada, kendinizi yan şeritte ya da yolun dışında bulmanız işten bile değil. O zaman, oldukça pahalı konum belirleme sistemleri kullanmak gerek.

    Karadaki yollarda, yolun yüzey durumu da önemli. Denizde ve havada “yol”a kazı yapmak mümkün değil ama, karada eline kazmayı geçiren yolu kazıp geçilmez kılabiliyor. Karada, şeritler şerit çizgileriyle ayrılıyor ama bunlar da zamanla silinebiliyor, sürücüler, göz kararı bir şerit varsayıp, oradan yol alıyorlar. Dolayısıyla, karada yol almak, üç boyutta sürprizlerle dolu. Önceki yazımda “beklenmeyen durum” olarak nitelediklerimin bir kısmı buradan kaynaklı. Beklenmeyen durumların geri kalanı ise, yolu kullanan diğer araçlardan geliyor. Diyelim, sürücüsüz bir otomobil ile yol alıyorum, ve karşı şeritten bir kamyon, benim şeridime geçti, üstüme geliyor. Benim sürücüsüz sistemim, “senin yolun kurallara göre burası, sağa sola başka şeride, yol dışına gidemezsin” diyerek, direksiyon kırıp kendimi yol dışına atmamı engellerse, göz göre göre benim araç hem sürücüsüz, hem de “öksüz” kalacak.

    Sözünü ettiğim sorunlar aşılıp sürücüsüz otomobiller yapıldığında, bizim zâten büyükşehir yollarında uyguladığımız tampon tampona yakın takip uygulanabilecek ve yoların kapasitesi artırılacak. Bekleyelim ve görelim.

    Ali Akurgal"

    Kaynak: http://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarhp/kara-hava-deniz-ve-rayli-sistem-bir-kisminda-kullaniyoruz-bile

    YanıtlaSil
  4. "YAZIDAN BAZI ALINTILAR: Dünya yüzeyindeki 57 trilyon karenin “üç sözcüklü bir adresi” var artık.
    NASIL? "Dünyanın bütün yüzeyini, dağlar, denizler, çöller dahil, 3 metreye 3 metre = 9 metrekareye böldüler: 57 trilyon kare etti. İngilizce sözlükten 40 bin sözcük seçtiler. Bunlar küfür içermeyen, ırkçı olmayan, aşağılayıcı olmayan, kimsenin canını sıkmayacak sözcüklerdi. Yaptıkları hesaba göre, bu 3 sözcükten oluşan kombinasyonu 57 trilyon kareye dağıttılar."
    NEDEN? "Bu, yenilikçilik uğruna bir tuhaflık mı? Hayır, hiç değil. Bu sistemi kullanarak lojistik şirketleri, ilk yardım kurumları bir yeri dünya üzerinde 9 metrekare bir alanda çok daha çabuk bulacaklar. Dağ tepe deniz fark etmeyecek. Bunun sağlayacağı zaman, enerji, para tasarrufu ne kadar büyük olacak. Bilgi toplumlarında adresin kod numarası olsa bile, yetmiyor. İngiltere gibi bu konuyu ilim haline getirmiş bir ülkede dahi Posta Kurumu her yıl “yanlış adres” arama yüzünden 1.2 milyar Dolar zarar ettiğini açıklamışken. Posta adresi ve kodu olmayan yerleri arayıp bulmaya çalışmak ayrı bir zahmet, masraf.
    Bu yüzden, sistemin ilk müşterisi Birleşmiş Milletler’e bağlı çalışan ilk yardım kurumu UN-ASIGN oldu. Bu kurum, bir felaket bölgesinin yerini tam saptayıp, ilk yardımı tam o noktaya götürüyor. Üç Sözcüklü Adres sistemi, kurumun arayıp da bulamadığı bir nimet... İngiltere’de Direct Today Couriers adlı lojistik şirketi de kullanmaya başladı. Ama en ilginci, Moğolistan bütün adres sistemini bu yeni sisteme göre ayarlamaya karar verdi.
    Bu Moğolistan, Çin’deki değil, Çin’in kuzeyindeki Dış Moğolistan... Başkenti Ulan Bator olan. Neden böyle bir karar almış hükümet? 1.5 milyon kilometre karelik bu dev ülkede (Türkiye’nin 2 katı) halkın büyük kısmı göçebe. Batılı anlamda posta adresi yok. Başkentte bile isimsiz sokaklar bol. Yeni sistemle, bir adresi “bulmak” saniyelik iş olacak.
    GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE: "Dünya yüzeyini enlem ve boylama bölmeyi akıl edene kadar insanlık, geceleri yıldızlara bakarak, gündüzleri güneşe göre yönünü buluyordu. Evvel zaman içinde enlem ve boylam fikri çıktı. Çeşitli bilimciler hesabını yaptı. Uzun yıllar süren çok ilginç yöntemlerle harita denilen şey oluşturuldu. Ve nihayet GPS’li dünyaya geldik. Ama adres için hâlâ enlem boylamın uzun ve karmaşık rakamları (koordinatları) kullanılıyor. Oysa dünya nüfusunun dörtte üçünün adresi yok. Mevcut adresler de zaten bilgi toplumlarında “adres”, ama diğerlerinde tarif.Bankayı geç, sola sap, çeşmeye gelince sor, herkes gösterir türü adresleme hâlâ geçerli. Bizde de sokak cadde adları, kapı numaraları değişir durur."
    ŞİMDİ - ....: "Oysa artık drone dönemindeyiz. Drone’a vereceksin koordinatı, gidip şak bulacak. Bu yeni sistem bunu pek basit hale getiriyor." Kaynak: http://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/edip-emil-oymen/dunya-icin-57-trilyon-adres

    YanıtlaSil
  5. "Yılda 8-10 bin ölü, vız gelir bize vızz!

    Editör; ORHAN BURSALI ne diyor?
    16 Kasım 2017
    Ülkemizdeki yıllık trafik facialarının insan maliyetidir bu. Bunun birkaç katı yaralıyı, sakatı vb. içermiyor. Hele milyarlarca liralık kaybı hiç. Bu kayıpların hiçbiri devletin cebinden çıkmıyor, otomobil sektörünün de... Biri mezar kazıcılığı görevini, diğeri yeni oto üretimini üstlenmiş. Ve binlerce oto tamircisi de geçimini bu kazaların üstünden sağlıyor. Şüphesiz sektörde çalışan on binlerce işçi de… Tüm bedelini halk ödüyor.

    Otomobil bir tutku, bu tutku kentleri türlü çeşitli yaşanmaz hale getirmesine, İstanbul gibi kentlerde ulaşımı ulaşılmaz kılmasına rağmen. Bu manzara neredeyse dünya için de benzer. Otomobil, aynı zamanda büyük teknolojik yenilik geliştirme ve servetler kazanmanın da aracı. Dev oto şirketlerinin egemenliğinde!

    Türkiye’de bir Devrim Otomobili yapıldı. 1960’ların başında. Ama bu millet, bu basın, alay ede ede Devrim otomobilini ve yaratıcılarını yerin dibine, projeyi sele kaptırdı, batırdı. Oysa oradan gidilseydi, bugün Türkiye bu sektörde inanılmaz yerlerde bulunabilirdi.

    Oto üretiminde çağ atlatılıyor. Benzin rafa kalkıyor. Elektrikli arabalar geldi. Daha çok şarj istasyonu bekliyor. Bunun dışında sürücüsüz arabalar da yakında arz-ı endam edecekler.

    Sürücüsüz arabalar gelince yollar tamamen yeniden tasarımlanacak. Dahası manyetik bantlar üzerinde gidip gelen otomobiller çağı başlayacak. Bu yol ve arabaların da prototipleri yapıldı. 25 yıl sonra yolların bambaşka bir görünüme sahip olacağını hayal edebiliriz. Bu durum, kazaları ne kadar azaltacak, bilmiyoruz."
    Kaynak: http://www.herkesebilimteknoloji.com/gunun-yorumu/yilda-8-10-bin-olu-viz-gelir-bize-vizz

    YanıtlaSil