etik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
etik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

5 Temmuz 2018 Perşembe

MÇ: "Kimlere 'bilim insanı' demek gerekir?"

Aşağıya başlık eklendi: "Kimlere 'sanatçı' demek gerekir?", 24 Ocak 2019


6 Temmuz 2018, özet: 

"Mart 2018, ABD, Ohio Eyalet Üniversitesi,
öğretim görevlisi Ching-Shih Chen,
kanser ilaçları konusunda çok önemli sanılan bir çok çalışmanın sahibiydi ve sahtekarlık nedeni ile görevinden ayrıldı. Ülkesi Twain'da bir enstitü başkanlığına getirildi. Büyük bir olasılıkla ABD'den ülkesine dönen büyük bir araştırmacı olarak saygı görmeye devam ediyor.

Chen'e, tedavi umudu bekleyen milyonlarca hasta için milyonlarca dolar teşvik ödenmişti. Çalıştığı üniversitede kurulan inceleme komisyonu2006 ve 2014 yılları arasında Dr. Chen'in yaptığı ve yayınladığı 8 önemli çalışmada hile yaptığını net bir biçimde ortaya koydu. Bu çalışmalar hızla geri çekildi ve yok hükmünde sayıldı. 

Komisyon Dr. Chen'in hastalara uygulamayı düşündüğü bir ilaçla ilgili çalışmasında "hasta güvenliğini hiçe sayıldığını" tesbit etti ve sonlandırdı.

Dr. Chen 2001'de, Ohio Eyalet Üniversitesi'nde göreve başladığında parlak bir bilim insanı olarak görülüyordu. Süreç içinde üniversitenin kanser araştırma başkanlığına kadar tırmanmış olup, yılda 200 000 dolar kazanıyordu. 2010 yılında üniversitenin "yılın yenilikçi bilim insanı" ünvanını bile aldı. 

ABD Ulusal Kanser Enstitüsü, araştırmalarında kullanmak üzere Dr. Chen'e  8 milyon dolar teşvik vermişti.

Dr. Chen'in geçmişinde 200' yakın üst düzey bilimsel makale bulunuyor. En sonuncusunu  Mart 2017'de aldığı bir çok patentin de sahibiydi.

Skandal Chen'in geliştirdiği bi anti kanser ilacın patentini sattığı  firmanın kamuyu açıklaması ile patladı. 

Açıklama; "Biz Chen'in elde ettiği bulguların hiç birini doğrulayamadık. Yaptığı çalışmaların hiç biri bize katkı sağlamadı. Bu ilaçla ilgili verilerin hiç biri doğru değil. Bize patentini sattığı ilaç aslında bir çöp."

Bu açıklamadan sonra kurulan üniversite komisyonu incelemeler sonucu firmanın haklı olduğu sonucuna vardı. Chen'in üniversiteye, bilim dünyasına, patenti sattığı şirkete, ona teşvik veren kurumlara, ama en önemlisi de kanser hastalarına yalan söylemişti. 

24 Ekim 2013 Perşembe

"SORUNLARIN İNTİKAMI: Çözemeyeni Çözerler!" kitabına birinci yorum

SORUNLARIN İNTİKAMI’na karşı derinden iyileşme üzerine,

Çözülemeyen sorunların kökünde, öncelikle sorunu iyi tanımlayamamak yatar. Günümüze dek toplumların sorun çözme ve varlıklarını sürdürebilme ilişkisi, kitabın arka yüzünde özetlenmiş: Günümüzde, enerji = > Bir damla petrol = Bir damla kan ilkesi

Sorun Çözme Kabiliyeti(SÇK) _ezber, kök sorun, hayalet sorun, sorun kimyası gibi_ Tınaz Titiz(TT)’in dilimize kazandırmaya çalıştığı kavramlardan. Bir ortak akıl ürünü olarak derlenen kitapta bireysel, kurumsal, toplumsal ve toplumlararası(koz kavramı) gibi konularda SÇK işlenir.

Kitap, SÇK yetmezliğinin başlıca kaynaklarını:

·         Kısır sorun çözme kültürü

·         İstismara açık alanlar

·         Birey yerine tebaa üyeliği

·         Vizyonsuzluk,

·          Kritik aydın kütlesi oluşturamamışlık

·         Sorgulanmazlık

·         Sanatın gelişmeye etkilerinin idrakindeki yetmezlik

olarak açıklar. Toplumdaki kısır sorun çözme kültürünün ahlaksal tabanını inceler. Ezber / sorgulanmazlık kültürü ve İkili Kalıtım Kuralı(İKK); gen kültür ilişkisi varsayımı ile, kısır sorun çözme kültürünün kuşaklar arası geçişini gözler önüne serer.

“Eğitimden, teröre dek İnce ince tanımlanan sorunlara nasıl çözüm bulunabilir / SÇK nasıl geliştirilebilir?” İçin bazı seçmeler:

·         Toplumsal tümörlerin oluşumu ve metastazında kök nedenlerden olan ve biat-itaat kültürünün beslediği ezber / sorgulanmazlık / bilimsel kuşkuculuktan habersiz eğitime karşı, yaşamın bir öğrenme olduğu, yaşamdan bağımsız bir öğrenmenin olamayacağı ve ne öğreneceğine bireyin ancak kendisinin karar verebileceğini önemle vurgular: http://bit.ly/15p3Qmc

·         Yine eğitimin en önemli bölümünün (%90) öbür okullarda olduğuna dikkat çeker; filimler, diziler, medya, reklamlar gibi. Ve “senaryo temelli eğitim”in her iki okul türündeki önemini açıklar: Sanatın gelişmeye etkilerinin idrakinin geliştirilmesinin yolları için: http://bit.ly/V8q6PC

·         Sorunların yaratıcı çözümlerinin, ancak ve ancak tüm paydaşların katılım ve katkısı sonucu “ortak akıl” ile bulunabileceğini topluma anlatabilmenin örnekleri olan Beyaz Nokta Soruları: http://bit.ly/1dnwKfe

·         Seçilmişler için: http://bit.ly/Z23P6F

·         Toplumsal tümörler için ne yapılabilir:  http://bit.ly/12oRpER

·         Bir insanın en önde gelen temel hak ve özgürlüğünün koşullanmama hakkı olacağı, insanların gözardı edilen “korkmama = haklarını kullanmaktan korkmama” özgürlüğü olduğunu, bunun içinde de bir düşünceyi ifade edebilme özgürlüğü, inanç özgürlüğü vbg vurgular! İşte bu temel hakları dikkate almayan, itaatkar bireyler yetiştiren koşullandırıcı eğitim nedeni ile aydın kesim de, niteliksel bir kök sorun olarak son derece zayıf işlevsel bir konumdadır.         

Kitap, SÇK’nın gelişebilmesi için, önce birey olabilmenin ve bir arada yaşayabilmenin önemini vurgular! Anne ve babaların çoğu soruna, çocuklarının birey olabilmeyi öğrenmelerinin bir fırsatı olarak bakabilmelerini, bu açıdan milyarda bir olasılıkla olabilecek zararlara odaklanmamalarını, aksi takdirde hep korunmaya muhtaç zayıf karakterler yetişeceğini örneklerle göstermeye çalışır. “Sorunlar, çözüm için doğru sorulara çevrilebilir!”

“Bir ağaç gibi tek ve hür ve bir orman gibi kardeşçesine” yaşayabilmek, kendi ayakları üzerinde durabilen ve, bir iç ve dış liderden komut almaksızın bir uyum içinde hareket edebilen “küme zekası”na sahip bireyler için geçerli olabilir. Böyle bireyler, toplumda inanç ve bilim çatışması gibi “vakum(kökü Latince Vacare boş olmak)= boşluk” alanlarının bırakılmaması, ortak temel doğrular ile doldurulması, aksi durumda, en ufak farklılıklarda sürekli bölünmeye gidileceği gerçeğinin farkındadırlar. Farklılıkların her türünü anlamaya çalışan, bir kurtarıcı bekleme tembelliğinden sıyrılarak, yaratıcı çözümleri ortak akıl ile belirleyebilen; “ortak vizyon” geliştirebilenlerin varlıklarını sürdürebilecekleri bilimsel bir gerçektir: “Küçük detaylarda bölünüp yokolmak yerine büyük resimde birleşerek yaşamı sürdürebilmek!”

Şikayet etmeyi bırakıp doğru[*]  düşünmek, etik davranmak ve kendini geliştirip gerçekleştirerek toplumsal, evrensel gelişmeye katkı sağlayabilmek bütünün haklarını korumayı vizyon edinebilmek için nitelik(eğitim, zeka, ruhsal, ahlak bileşenlerin bir fonsiyonu olarak)li insanlar arası etkileşim ağları kurma, bunun için Politika Belgeleri düzenleme gibi değer üreten eylemlere teşvik eder..

Çözüme giden yol için kitaptan kısaca:

“Gerçek” bir başlangıç noktası lazım!

Gerçek ve doğru(lar) farklı olabilir. İlk peşinden koşulması gereken “gerçek”,ne(ler)in “doğru” olduğu ise ardıl adımlardır.

Manzara-i umumiyeden memnun olmayanların, ilk peşine düşmeleri gereken, üzerinde uzlaşıya varılabilecek gerçek(ler)in neler olduğu, sonra da nelerin yapılmasının doğru olacağıdır.

“Gerçek”ler ancak yanlışlanabilir gözlemlerle ortaya konulabilir; yani bir kişinin –ne denli inanırsa inansın- saptadığı bir gerçek bu tanıma göre gerçek değil, sadece bir kanaattir, hatta bir yanılgı dahi olabilir.

Görünen gerçeğe göre yapılacak doğru davranış örneklerinde nitelikli bireylerin biraraya gelebilmesi, genel SÇK’ni artırabilir. Yukarıdaki linklerdeki imza kampanyalarına katılım için ne düşünebiliriz?  

[*] TT: Rasyonel (nedensel) ve kritik (eleştirel) düşünme genelde birbiri yerine kullanılabiliyor. Halbuki; rasyonel düşünme, neden-sonuç bağlantılarını kesintisiz ve yanlışlanabilir adımlar halinde düşünmek; kritik (Yunanca- iyiyi kötüyü ayırmak, kalburdan geçirmek, ayırt etmek) düşünme ise, bir sonuca yol açan çeşitli nedenleri ağırlıklandırılarak düşünmek olup, bu iki bileşen ancak “birlikte” kullanıldıklarında “doğru” olarak nitelenebilir düşünme ortaya çıkıyor. Bu birliktelik sağlanmadığında, herhangi bir sonuca yol açan ve kritik düşünme bileşenine göre az önemli olan –kişinin duyguları doğrultusunda- herhangi bir nedenin, sonucu belirleyen esas neden olduğu savunulabilir ki bu durumda nedensel düşünce tamamen işlevini kaybetmektedir. Rasyonel ve kritik düşünme bileşenlerin tanımlarının dahi önemsenmemiş oluşu, sorun çözme kabiliyetinin önemli bir gereği olan doğru düşünebilme aracından yoksun kalındığını gösteriyor.


10 Eylül 2012 Pazartesi

Tümevarım, Tümdengelim, Akıl-Sezgi, Kaos ve Terör-Kaza-Belalar

REV 5: "Tüm birler aynı olabilir mi?" için kaynak resimler yazıya                    eklendi. (OĞUZ DEMİRALP'in KATKISI)


REV 4: KARL POPPER yazıya eklendi


REV 3 :  Aşağıya mor olarak sepetin kontrolü vurgusu da eklendi(Rev 3: 24/03/2016)
REV 2 : Aşağıya kırmızı olarak Tourette Sendromu örneği de eklendi. (Rev 2: 02/08/2015)

Wikipedia’ya göre Tümevarım,Tümdengelim ve Kaos:

“Karmaşık sistem teorisinin ardında yatan yaklaşımı felsefe, özellikle de bilim felsefesi açısından incelencek olunursa, ortaya ilginç bir olgu çıkar. Aslında bugün pozitif bilim olarak nitelendirilen şey, batı uygarlığının ve düşünüş biçiminin bir ürünüdür. Bu yaklaşımın en belirgin özelliği, analitik oluşu yani parçadan tüme yönelmesidir (tümevarım).

Genelde karmaşık problemleri çözmede kullanılan ve bazen çok iyi sonuçlar veren bu yöntem gereğince, önce problem parçalanır ve ortaya çıkan daha basit alt problemler incelenir. Sonra, bu alt problemlerin çözümleri birleştirilerek, tüm problemin çözümü oluşturulur. Ancak bu yaklaşım görmezden gelerek ihmal ettiği parçalar arasındaki ilişkilerdir. Böyle bir sistem parçalandığında, bu ilişkiler yok olur ve parçaların tek tek çözümlerinin toplamı, asıl sistemin davranışını vermekten çok uzak olabilir

 Tümevarım* yaklaşımının tam tersi ise tümdengelim, yani bütüne bakarak daha alt olgular hakkında çıkarsamalar yapmaktır. Genel anlamda tümevarımı Batı düşüncesinin, tümdengelimi Doğu düşüncesinin ürünü olarak nitelendirmek mümkündür.

Kaos **  ya da karmaşıklık teorisi ise, bu anlamda bir Doğu-Batı sentezi olarak görülebilir."

İrdelemeler:

Matematikte; nicelikler dünyasında, tümevarım yöntemi ile genel kuralı sezmek için bir örnek:

1’den k’ya dek doğal sayıların toplamı (Gauss) :

1+2 = 3 à 1’den 2’ye dek sayıların toplamı

1 + 2 + 3 = 6 à 1’den 3’e dek sayıların toplamı

1+2 +3 + 4 = 10 à 1’den 4’e dek sayıların toplamı

1+2 +3 + 4 + 5 = 15 à 1’den 5’e dek sayıların toplamı şeklinde sürdürebiliriz. Toplamları incelediğimizde;

3 = 2 x 3 / 2 = 2 x (2+1) / 2

6 = 3 x 4 / 2 = 3 x (3+1) / 2

10 = 4 x 5 / 2 = 4 x (4+1) / 2

15 = 5 x 6 / 2 = 5 x ( 5+1) / 2 olduğunu görürüz ve herhangi bir k sayısı için sezgilerimiz(Gauss bu şekilde sezmiştir) 1’den k’ya dek sayıların toplamının:

1+2 +3 + 4 + 5 + … + k = k x (k +1) / 2 olduğunu söyler. Bu hipotezdir ve ispatlamak için bu doğruysa (k+1)inci adım için de doğru olduğunu göstermeliyiz. Bunun için eşitliğin soluna ve sağına (k+1) ekleriz:

1+2 +3 + 4 + 5 + … + k + (k+1) =[ k x (k +1) / 2 ] +( k+1) = (k2 + 3k + 2) / 2 = (k+1)(k+2) / 2 bulunur. Burada genelleme yapmak için n = k+1 dersek:

1+2 +3 + 4 + 5 + … + n = n (n+1) / 2  sonucuna tümevarım yöntemi ile ulaşmış oluruz. Bu da 1’den n’ye dek (n sonsuza genellenebilir) sayıların toplamını veren formüldür.

Matematikte bu örnekte birleri (1) saydığımızı; 2 = 1 + 1, 3 = 1 + 1 + 1 ve tüm birlerin aynı olduğunu; nitelik farkı olmadığını biliriz. Bu nedenle nicelikler dünyasında tümevarım rahatlıkla işler.


Nitelikler dünyasında ne olur?
REV 5: Tüm birler aynı olabilir mi?



Soldaki kaynaktan: "Bugün bir çok öğretmen bilmektedir ki ARİTMETİK ile ilgili örnekler üzerinde çalışmak YALNIZ BİR TÜR PROBLEM ÇÖZME KABİLİYETİNİ ve NİSBETEN KOLAY OLANI GELİŞTİRİR. .... Tıklayabilirsiniz: TIK



DOĞRU CEVABIN BULUNMADIĞI, ancak DAHA İYİ ve DAHA KÖTÜ ALTERNATİFLER ARASINDA sadece BİR SEÇME SÖZKONUSU OLDUĞU DURUMLARDA problem çözmenin güçlüğü DÜŞÜNÜLMEDİĞİ SÜRECE bu oldukça büyük bir iş görebilir. Kişisel ve sosyal problemlerin çoğu bu AÇIK CEVAPLI PROBLEMLER tipindedir; çoğu, BİREYİN EŞİT OLMAYAN ÖNEM VE GEÇERLİLİKTEKİ OLGULARLA UĞRAŞMASINI, yeterlik dereceleri ve hükümlerindeki itidal bakımından birbirinden farklı kimselerin kannatlerini gözönünde tutmasını ve muhtemel çözüm şekillerini, kişisel olarak geliştirmek istediği değerler yönünden düşünüp taşınmasını GEREKTİRİR." İşte TIKLAYINIZ: DOĞRU DÜŞÜNME tam bu noktada devreye nasıl girebilir? 


REV 4: KARL POPPER: 
"Bilim Felsefesi Yanlışlanabilirlik ilkesi, Popper’in bilim kuramının temelidir.Onun bilimsel yöntem görüşü, “bütün sistemleri zorlu bir sınamadan geçirerek, sonunda nispeten elverişli” sistemi seçmek amacıyla, her kuramı yanlışlamaya tabi tutmaya dayanır. Çünkü Popper’e göre, tümevarım ilkesinin geçersizliği nedeniyle, kuramlar hiçbir zaman deneysel olarak doğrulanamaz. Ama yanlışlanabilir. O halde, bir teorinin bilimsel olabilmesi için yanlışlanabilir olması gereklidir." Kaynak:  https://tr.wikipedia.org/wiki/Karl_Popper 

Bir sepetteki elmaların sayısını tahmin ederek aynı sepetten 10 tane olsa, bu 10 sepette de aynı sayıda elma var diyebilir miyiz? Elmaların şekli, büyüklükleri, sepete yerleştiriliş biçimleri gibi bir çok değişik durum nedeni ile ancak bir tahminde bulunabiliriz.

Başka bir durum, varsayalım ki bir sepetteki elmaların çoğu çürük çıktı. Bu durumda 10 sepetin tümü için, hiç kontrol etmeden, çürük elma doludur diyebilir miyiz?

Burada "kontrol etme" vurgusuna dikkat lütfen! Kontrol etmezsek, bir elmanın çürüğü diğerlerine de hızla bulaşır. Bir sistemi denetleyen sistemlerin olması en az nicelikler dünyası kadar nitelikler dünyasında da önemlidir. Örneğin, psikiyatr Irwin Yalom'un kitaplarında, hasta-doktor etkileşimlerinin etik kuralları için belli sürelerle psikiyatrların birbirilerini denetlemeleri gibi.. 


Bu olaylar için günlük yaşamdan örnekler seçtiğimizde: Örneğin, aile içindeki çekişmelerin çoğu, bir kişinin bir hata yaptığında, diğer kişi(lerin) “o hata(!)”nın kökündeki nedenleri araştırmaksızın [1], “bu hep aynı şeyi yapar zaten” diye genellemesinden kaynaklanmaz mı? Bilimsel yaklaşım; gözlemleme ve anlamaya çalışma, toplumda yaygın olabilseydi böyle genellemeler rastgele bir rahatlıkla yapılabilir miydi? Gerçekten “o kişi”nin yaptığı davranışın ağırlıklı / kök nedenlerine inebilme ve anlamaya çalışma alışkanlığımız gelişebilirdi.

Toplumda çatışmaların temelinde de “kök nedenleri” anlamaya çalışmak yerine, çeşitli koşullandırılmaların etkisiyle birbirini suçlayarak bölünmek; ortak uzlaşma tabanında birleşememek yatar. [2]  

Canlılar sistemi / toplum yaşamı ile ilgili konular nasıl ele alınmalıdır? Her birimiz farklı bireyleriz; niteliklerimiz farklı, bireysel olaylardan yola çıkıp genelleme yapılabilir mi?



·   Herkes için “kuğu” tanımının aynı olduğunu varsayalım. “Kuğular beyazdır” önermesi o zamana kadar,görülen kuğular için söylendiği halde kesinlik içerir ve gerçeği yansıtmaz. Ve “Tüm kuğular beyazdır” önermesine genellediğimizde yanlış bir önermeye dönüşür. Çıkabilecek ilk değişik renkli kuğu olasılığına hiç yer vermemektedir. “Bazı kuğular beyazdır” önermesi ise ikili mantık sistemini kırıp bulanık mantığa geçtiği için doğru bir önermeye dönüşür. Ve siyah / başka renk kuğu görülse de önerme yanlışlanamaz.


· Tikleri olanlar Tourette Sendromludur” önermesi kesinlik içerir. Tikleri olan herkesi içine alır ve gerçeği yansıtmaz. Oysa biliyoruz ki DSM-5 tanı kriterlerine göre, TİK BOZUKLUKLARI kategorisi içindeki 5 maddeden sadece birisi Tourette Sendromuludur(TS). Diğer tik bozukluğu olanlar yanlış tanılanmış olur. “Bazı tik bozukluğu olanlar TS’lidir” önermesi ise doğru bir önermeye dönüşür. Ve diğer tik bozukluğu olanlar önermeyi yanlışlayamaz.

     TS tanısı için tıklayınız: TS tanısı


· “Mamografi meme kanserinde kadınlar için erken tanıya yardımcıdır.” Önermesi de kesinlik içerir. Diğer durumları göz önüne almaz. “Mamografi meme kanserinde tüm kadınlar için erken tanıya yardımcıdır.” denilirse yapılan genelleme ile yanlış bir önerme olur. Çünkü, mamografinin bazı kadınlarda yanlış tanıya neden olduğu bilinmektedir. [3] “Mamografi meme kanserinde bazı kadınlar için erken tanıya yardımcıdır” İse doğru önermedir. Mamografi nedeni ile yanlış tanı alan kadınlar önermeyi yanlışlayamaz.[3]


Olaylara genellikle bakış mantığımız ya beyazdır ya siyah; 0 / 1, ya hep ya hiç şeklinde sıkışıp kaldıkça başımıza gelenler belli değil midir? Taraflara bölünmek; elmacılar, armutçular olarak birbirimize diş gıcırdatmak! Ve dahası... 

Benim varabildiğim yer: Tümdengelim, tümevarım, akıl-sezgi kullanarak doğrulara yaklaşılmaya çalışılır. Hedef, her birimiz için daha doğru, güzel, iyi bir yaşam değil midir? 

Bulanık mantık ve / ya koşullu olasılıklarla hareket eden Bayes çıkarsaması*** teknikleri gibi teknikler bize teknolojilerini satan gelişmiş ülkelerde kullanılıyor ve bu sayede onların yaşam kaliteleri bizlerinkilerden çok daha yüksek. Biz hızla onların teknolojilerini satın alıyoruz, kendimiz üretemiyoruz. ****


Mantık sistemimiz de çağdışı devam ediyor. Bu nedenle belirsizliklere yaklaşım yöntemleri bir yana, toplumda kesin olarak öngörülebilir durumlar söz konusu:

· Neden sürekli çadırlar ve insanlar yanıyor?
 
· Neden sürekli soba ve şofben zehirlenmelerinden ölenler oluyor?
 
· Trafik kazalarında ölümler neden gitgide artıyor?
 
· Neden terörden 30 yılda 40.000 ölüm? .....… [2] 


Deneyimlerden ders almamak; neden-sonuç ilişkilerini görmemek ve gerekeni yapmamak değil midir benzer felaketleri tekrar tekrar yaşamamız?

Ve biz akademisyenlerimiz, siyasetçilerimiz, işadamlarımız, işkadınlarımız, doktorlarımız, mühendislerimiz ve diğer her birimiz ne yapıyoruz / yapmıyoruz?  

Saygılarımla,

A.Şükran Demiralp 


 * http://tr.wikipedia.org/wiki/Carl_Friedrich_Gauss: “..meşhur hikâyeye göre, Gauss'un ilkokul öğretmeni J.G. Büttner, öğrencilerini oyalamak için 1'den 100'e kadar olan sayıları toplamalarını isteyince, Gauss cevabı birkaç saniye içinde bularak hem öğretmenini, hem de asistanı Martin Bertels'i hayrete düşürdü. Küçük Gauss, sayı listesinin iki zıt ucundan birer sayı alıp topladığında hep aynı sonucun çıktığını farketmişti: (1 + 100) = (2 + 99) = (3 + 98) = ... = (51 + 50) = 101, vs. Böylece 1'den 100'e kadar olan sayıların toplamı 50 × 101 = 5050 oluyordu…”
** http://tr.wikipedia.org/wiki/Kaos_kuram%C4%B1 linkinden:



· “Doğrusal olmayan bir sistemde "çıktı"yı kestirmeye çalıştığımızda ortaya çıkacak hata, “girdi”nin ölçümündeki ufak hata ile orantılı olmayacak, çok daha ciddi sapma ve yanılmalara yol açacaktır.”
·“İşte bu özelliklerinden dolayı doğrusal olmayan sistemler kaotik davranma potansiyelini içlerinde taşırlar.”




[3] Goetzche 2006, 2009 ve Prof. Michael Baum: May be or not!
http://www.bmj.com/content/338/bmj.b86

2000 kadın 2 yılda bir 10 yıl mamografi ile tarandığında:
1 kadının meme kanserinden ölmesi önlenecek
10 sağlıklı kadın kanser hastası olarak gereksiz tanı ve tedavi alacak (cerrahi + radyoterapi + kemoterapi)
200 sağlıklı kadın yanlış ön tanı ile ileri tetkike alınacak
Mamografiden sonra aşırı tanı koyma, meme kanserinden ölümü bertaraf etme olasılığından 10 kat daha büyüktür.
http://asukrandemiralp1.blogspot.com/2012/10/bilimi-anlayabilmek-bilgiyle.html



                                                                                                           
                                                                                 
İlk yayın:
21/01/2012
Rev 2: 02/08/2015