30 Eylül 2012 Pazar

Resme Farklı Bir Yönden ve Açıdan Bakabilmek

30 Eylül 2012

Resme Farklı Bir Yönden ve Açıdan Bakabilmek

Ana tema:http://www.tinaztitiz.com/yazi.php?id=1219 linkinden

"Acaba Kürt yurttaşlarımız kulak verir mi? Resme bir de bu taraftan bakmaları önerilir." yola çıkan bir çeşitleme (varyasyon):

· Hak eksiklikleri ülkemiz koşullarında hepimiz için –etnik kökenden bağımsız olarak - çağdaş demokratik ülkelere göre olması gereken standartların altındadır.

·  Etnik kökeni, dini / ideolojik tercihi ne olursa olsun herhangi bir yurttaşımız için geçerli olan ortak / kök neden(ler) mi vardır:
o Biat kültür; sorgulayamadan itaat
o Demokrasi, farklılıklara, inançlara saygı, birey olabilme yolunda çözülemeyen sorunların kimyaları nedeni ile birleşikler yaparak kendi aralarında yeni sorunlar üretmesi gibi.. 
·   Müslüman, Türk, Alevi, Kürt, vd bir arada uyumlu yaşayamıyorsak bu ulusumuzun sorun çözme kabiliyetinin düşüklüğünü gösterir. Çünkü bu farklılıklar renkli birer kültür öğesi olarak bir arada yaşamayı kolaylaştırabilecekken, “birbirine zıt etkilerinin yönetilebilme ihtiyaçlarını” tanımlama ve yönetebilmeyi de birlikte getirir. Bu da karmaşıklıkları yönetebilme kabiliyeti demektir ki bunun yetmezliği de sorun çözme kabiliyeti düşüklüğü; bir arada huzur içinde yaşayamama demektir. Ancak Karmaşıklıkları Yönetme Kabiliyeti yetmezliğini fark ederek ve gidermeye çalışarak bir dizi kaza-bela ve terörden kurtulabiliriz.
 
·  Sahip olduğumuz demokrasi bir refah aracı olarak, sahip olmamaya göre ek karmaşıklık yaratır. Demokrasi gibi ek karmaşıklık yaratan refah araçlarını yönetebilmek uygun maliyetli enerji kaynaklarına sahip olmakla mümkündür. İşte refah düzeyini ve refahın kaçınılmaz doğurganlığını sürdürmeyi hedef edinmiş toplumlar = sorun çözme yetenekleri yüksek toplumlar, başta enerji kaynakları olmak üzere tüm eksikliklerini (somut değerler: Petrol, toprak, işgücü,…, soyut değerler: Bilgi, beceri,…) sorun çözme becerileri düşük toplumlardan dostluk / kurnazlık / transfer etmeleri mevcut dünya düzeninin en geçerli kuralıdır. (Doğadaki gibi!)
·  Türkiye özelinde durum nedir? Sorun çözme yetenekleri düşük devletin tepe yöneticileri – geçmişten günümüze – kendi kabiliyetsizliklerini; sorunları tanımlama, analiz etme yetersizliklerini nerdeyse hep dış güçlere; sorun çözme kabiliyeti gelişmiş ülkelere bağlarlar.
·   Bu dış güçler otomotiv ve beyaz eşya konusunda gelişmemize engel koymamaktadırlar: Bu ülkeler - montaj sanayimizin gelişmesini sağlar – ana parçaları bize satarak ve ucuz iş gücümüzü kullanarak bir taraftan bizlerle değer alışverişinde bulunmaktadırlar. Diğer yandan da 30 yıldır 40,000 kişinin ölümüne neden olabilecek terör olaylarını neden kullanabilirler?
o Bizlerden çok daha ucuz işçilik hizmeti alabilecekleri (aldıkları) Uzak Doğu ülkeleri söz konusu olabilecektir.
o Güneydoğumuzdaki katı petrol ve su rezervlerine sahip olabildikleri takdirde beyaz eşya ve otomotiv alanlarından transfer ettikleri değerlerin çoook daha fazlasını ele geçirebileceklerdir.
·   Kısacası refah ülkelerinin refahlarını sürdürebilmeleri (yani karmaşıklığı yönetebilmeleri) o kaynakların Türkiye kontrolünde değil kendi kontrollerinde bulundurmalarını gerektiriyor. Bunun içinde toplum kesimleri arasındaki doğal çatlakların - etnik ve/ya dini duyarlılıklar gibi –genişletilmesi ve Suudi Arabistan benzeri bir yumuşak yapının oluşturulması gerekiyor.
·   Kontrol ele geçtikten sonra ne olacak? Refah toplumları, kullandıkları araçları (=sorun çözme kabiliyeti düşük toplumlardaki bölünmeyi destekleyenleri) önceleri beslerken, hedeflerine ulaştıklarında, bu araçların kendilerine de tehdit oluşturacağı bilinciyle, yok edecekleri kesindir. 
Saygılarımla, 
A.Şükran Demiralp
 
Fotoğraf : A. Şükran Demiralp

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme